Tanıtıcı Makale: FNSS, IDEF’te, Kara Platformlarının Geleceğini Sergiliyor – MSI Dergisi: Türk Savunma ve Havacılık Sanayisinin Güncel Referans Bilgi Kaynağı ve Yenilik Habercisi

Tanıtıcı Makale: FNSS, IDEF’te, Kara Platformlarının Geleceğini Sergiliyor

2 Ağustos 2017

MSI Dergisi’nin IDEF Özel Sayısı’nda yayımlanan, “FNSS, IDEF’te, Kara Platformlarının Geleceğini Sergiliyor” başlıklı tanıtıcı makalenin tam metnine aşağıdan ulaşabilirsiniz:

 

Ürün ailesini, yenilikçi ürünlerle genişletmeyi sürdüren FNSS, IDEF 2017’de, hem yeni araçlarının lansmanını yapıyor hem de en yeni platformlarının geldiği son noktayı sergiliyor. FNSS standının ziyaretçileri, kara platformlarının geleceğine dokunma fırsatı da buluyorlar.

Fuarda, kara platformlarına yönelik lojistik destek ve modernizasyon gibi çözüm ve kabiliyetlerini de sergileyen FNSS’nin standında, her biri sınıfının zirvesinde bulunan, şu araç ve silah sistemleri yer alıyor:

  • KAPLAN MT Orta Ağırlık Sınıfı Tank
  • KAPLAN 30 Yeni Nesil Zırhlı Muharebe Aracı
  • KAPLAN 20 Yeni Nesil Zırhlı Muharebe Aracı
  • PARS III 8×8 Taktik Tekerlekli Zırhlı Aracı
  • PARS III 6×6 Taktik Tekerlekli Zırhlı Aracı
  • PARS İZCİ 6×6 Özel Maksatlı Taktik Tekerlekli Zırhlı Araç
  • PARS 4×4 Tanksavar Aracı
  • TEBER 30 İki Kişilik Kule
  • TEBER 30 Uzaktan Komutalı Kule

FNSS, fuarda; KAPLAN 30, PARS III 8×8 ve PARS III 6×6 Taktik Tekerlekli Zırhlı Aracı, PARS İZCİ 6×6 Özel Maksatlı Taktik Tekerlekli Zırhlı Araç, ZMA modernizasyonu ve TEBER 30 İki Kişilik Kule’nin lansmanını da yapıyor. Konsept tasarımının lansmanı Endonezya’da yapılan KAPLAN MT Orta Ağırlık Sınıfı Tank prototipi ise ilk defa sergileniyor.

FNSS Genel Müdürü ve CEO’su K. Nail Kurt, FNSS’nin geldiği noktayı şöyle özetliyor: “5 yıl önce ortaya koyduğumuz stratejik planımızın gösterdiği yolda, proaktif davranarak, hem Türk Silahlı Kuvvetlerinin hem de dünya ordularının ihtiyaç duyacağı teknolojilere ve yeteneklere yatırım yaptık. Sonuçta, 15 tondan 30 tona kadar, farklı ihtiyaçlara cevap veren paletli zırhlı muharebe aracı ailemiz; 4×4’ten 8×8’e kadar taktik tekerlekli zırhlı araç ailemiz ile SAMUR ve KUNDUZ’dan oluşan zırhlı istihkâm araçları ailemiz oluştu. Bunlara, orta ağırlık sınıfı tankımız KAPLAN MT’yi ve Zırhlı Amfibi Hücum Aracı ZAHA’yı da eklemeye hazırlanıyoruz. Ayrıca; 25, 30 ve 40 mm silahlı, insanlı ve insansız kulelerimizle de müşterilerimizin bu alandaki ihtiyaçlarını karşılıyoruz. Bugün, FNSS, ürün ailesiyle ve bu ürünlerin etkinliği ve teknolojisi ile dünyanın önde gelen kara platformu üreticilerinden birisidir.”

Kurt, gelecek için ise daha da büyük bir FNSS’nin ipuçlarını veriyor: “FNSS, son dönemde, Türkiye’de; PARS 4×4, KAPLAN 15, ZMA 30 ve ZAHA araçlarının tasarımını ve seri üretimini kapsayan projelere imza attı. Yurt dışında ise PARS 6×6 ve PARS 8×8 ile yeni bir ihracat başarısı daha kazandı. Tüm bunlar, şirketi, 1-2 yıl içerisinde, yıllık 500 milyon dolar ciro bandına taşıyacak. Önümüzdeki yeni stratejik plan döneminde ise hedefimiz, milyar dolarlık ciroya ulaşmak. Bunu, hem mevcut ürün ailemiz hem de bu ürün ailemize katacağımız yeni platformlarla sağlayacağız. FNSS, geride bıraktığımız dönemde; doğru stratejiler ortaya koyabilen, bunları uygulayabilen ve başarıya ulaşabilen bir firma olduğunu gösterdi. Yeni stratejik plan döneminde de aynısını tekrarlayacağından kimsenin bir şüphesi olmasın.”

Kurt, son sözü ise FNSS’nin varlık nedeni olan müşterilerine ayırıyor: “FNSS, kurulduğu günden beri, girdiği her işe büyük bir ciddiyetle yaklaşan bir firma. Müşterilerimize, ihale sürecinden itibaren, değer katmaya başlıyoruz. Müşterilerimiz, sonunda ipi göğüsleyen FNSS olmasa bile FNSS’nin getirdiği yaklaşımlar sayesinde, ihalelerin; takvim, bütçe ve kalite parametrelerinin daha iyiye gittiğini biliyor. FNSS, Türk Silahlı Kuvvetlerinin; envanterdeki araç sayısı ve envanterdeki araç tipleri gibi farklı parametrelerin hepsine göre, en büyük tedarikçisi. İş yaptığı yabancı ülkelerle de FNSS’nin iş bağlantıları hiç kesilmedi. İlk sözleşmelerin ardından, yeni işler aldı ya da entegre lojistik destek faaliyetleri kapsamında, o ülkedeki varlığını devam ettirdi. Malezya’da AV8, Endonezya’da KAPLAN MT ile ortak geliştirme projeleri yürütüyoruz. Suudi Arabistan’da, yerel ortağımızla, bir devlet tesisini işletiyoruz. FNSS, yurt dışı müşterilerine, hem silahlı kuvvetleri için en iyi çözümü hem de savunma sanayileri için en uygun iş birliği modellerini sunuyor. Geleceğe güvenle bakmamızın en büyük nedeni, müşterilerimizin memnuniyeti. Önümüzdeki dönemde de müşteri memnuniyetini en üst seviyede tutmaya devam edeceğimizi, güvenle ifade edebilirim.”

 

 

Yeni Nesil Amfibi Zırhlı Muharebe Aracı: KAPLAN-20

KAPLAN 20 Yeni Nesil Zırhlı Muharebe Aracı (YN-ZMA), FNSS’nin; Türk, Birleşik Arap Emirlikleri ve Malezya Silahlı Kuvvetleri envanterinde başarıyla hizmet vermeye devam eden ZMA aracının ağırlık sınıfını, 21’inci yüzyıla taşıyor. Muharebe ağırlığına bağlı olarak ortalama 23 BG/ton güç/ağırlık oranına, otomatik şanzımana ve ana muharebe tankları ile ortak hareket edebilme yeteneğine sahip araç, farklı alt sistemlerin entegre edilmesiyle her türlü görevi yerine getirebiliyor.

Sınıfındaki, amfibi özelliğine sahip az sayıdaki araçtan biri olan KAPLAN 20 YN-ZMA’nın gövdesi, balistik malzemelerden, balistik kaynak tekniği ile birleştirilerek imal ediliyor. Güç grubu kabini ile genişletilmiş sürücü bölmesi aracın ön kısmında yer alırken; nişancı ve komutan mahalleri, aracın orta kısımda bulunuyor. Geriye kalan arka kısımda ise personel taşıyıcı konfigürasyonunda 8 kişilik; silah kuleli konfigürasyonda ise 6 kişilik personel bölümü yer alıyor.

FNSS Genel Müdürü ve CEO’su K. Nail Kurt, FNSS’nin ZMA sınıfındaki iddiasını, KAPLAN-20 ile sürdürdüğünü söylüyor: “Son dönemde, zırhlı muharebe araçlarının ağırlıkları, özellikle beka gereksinimleri nedeniyle oldukça arttı. KAPLAN-20, pazarda, farklı ve düşük bir ağırlık sınıfında, etkin bir çözüm sunuyor. Aracımızın amfibi olması da onu kullanacak silahlı kuvvetlere önemli bir esneklik sağlıyor. FNSS, ZMA ile kaydettiği başarıyı, KAPLAN-20 ile sürdürmeyi hedefliyor.”

 

 

Yüksek Koruma Seviyesine Sahip Yeni Nesil Zırhlı Muharebe Aracı: KAPLAN-30

FNSS, Yeni Nesil Zırhlı Muharebe Aracı (YN-ZMA) ürün ailesinin yeni ve üst modeli KAPLAN-30’un lansmanını, IDEF 2017’de yapıyor. KAPLAN ailesinin amfibik üyeleri olan KAPLAN-15 ve KAPLAN-20 ile karşılaştırıldığında, KAPLAN-30, yüksek iç hacmi ve yüksek koruma seviyesi ile dikkat çekiyor. Hem potansiyel müşterilerinin ihtiyaçlarını dinlemeye hem de özgün teknolojilerini geliştirmeye devam eden FNSS, daha yüksek ağırlık sınıfında bir araca olan ihtiyacı da görerek KAPLAN 30 YN-ZMA’yı geliştirdi.

Muharebe ağırlığına bağlı olarak, ortalama 20 BG/ton güç/ağırlık oranına, otomatik şanzımana ve ana muharebe tankları ile ortak hareket yeteneğine sahip araç, farklı alt sistemlerin entegre edilmesiyle çok çeşitli görevleri yerine getirebiliyor. KAPLAN-30, sahip olduğu balistik zırhı ve mayına karşı yüksek koruma özelliği sayesinde, içinde görev yapan askeri personelin güvenliğini de üst seviyede sağlıyor. Aracın karın altı yüksekliği, personelin ayak bastığı yüzey, oturma şekli ve yüksekliği; ihtiyaç duyulan mayın ve el yapımı patlayıcı (EYP) koruma seviyesine göre tasarlandı.

KAPLAN 30 YN-ZMA’nın gövdesi; balistik malzemelerden, balistik kaynak tekniği ile birleştirilerek imal ediliyor. Güç grubu kabini ve genişletilmiş sürücü bölmesi, aracın ön kısmında yer alırken; nişancı ve komutan mahalleri, aracın orta kısmında bulunuyor. Geriye kalan arka kısımda ise personel taşıyıcı konfigürasyonunda 8 kişilik; silah kuleli konfigürasyonunda ise 6 kişilik personel bölümü yer alıyor. KAPLAN 30 YN-ZMA arttırılmış faydalı iç hacmi sayesinde, araçta, kullanıcıya daha fazla görev ekipmanını ve mühimmatı taşıma imkânı sağlıyor.

FNSS Genel Müdürü ve CEO’su K. Nail Kurt, KAPLAN-30’un, ZMA sınıfında zirve noktasını temsil ettiğini belirterek şunları söylüyor: “KAPLAN-30’un arkasında, FNSS’nin 30 yıla yaklaşan tecrübesi ve FNSS üretimi binlerce ZMA’nın operasyonel birikimi var. Her yönüyle sınıfının lideri bir araç ortaya çıkarttık. Araçla ilgili bizi gururlandıran en önemli noktalardan birisi; beka, hareket kabiliyeti, görev yükü ve iç hacim gibi, birindeki yetenek artışının diğerine negatif etki yaratmadığı, tüm kabiliyetleriyle dengeli bir araç tasarlamış olmamız. KAPLAN-30’un, önümüzdeki dönemde, pazarın en önemli oyuncuları arasında yer alacağına inancımız tam.”

 

 

KAPLAN MT, Tank Sınıfına Yeni Bir Soluk Getiriyor

FNSS’nin, Endonezyalı PT Pindad firması ile ortak bir çalışma kapsamında geliştirmekte olduğu Orta Ağırlık Sınıfı Tank KAPLAN MT, testlere hazır prototipi ile IDEF 2017’de ziyaretçilerin karşısına çıkıyor. KAPLAN MT; hassas doğrudan ateş kabiliyeti, yakın ateş desteği sağlayan mühimmattan tanksavar mühimmata kadar uzanan geniş mühimmat seçenekleri ve üstün taktik ve stratejik hareket kabiliyeti ile muharebe sahasına yeni bir soluk getiriyor.

KAPLAN MT, gücünü, aracın arka kısmında bulunan ve 20 BG/ton mertebesinde güç/ağırlık oranı sağlayan güç paketinden alıyor. Motor, bu gücü, çift pinli paletleri süren ve burulabilen mil üzerine kurulan, 6 tekerlekli, anti-şok süspansiyon sistemine sahip, yürüyüş sistemine aktarıyor. Aracın ateş gücünü ise yüksek basınçlı 105 mm Cockerill topu entegre edilmiş ve gelişmiş bir otomatik doldurucuya sahip CMI Cockerill® 3105 kulesi sağlıyor. Bu kule sayesinde KAPLAN MT, düşük ağırlığına rağmen, yüksek tahrip gücüne ulaşıyor.

Aracın iç kısmı, mürettebatın ergonomisi ve taktiksel koşulların yanı sıra sürüş, silahın ateşlenmesi ve mühimmatın yüklenip çıkarılması gibi, muharebe sırasında karşılaşılan şartlar dikkatlice göz önünde bulundurularak tasarlandı. Sürücü koltuğunun özel tasarımı, kullanıcının yeterli bir görüş alanına sahip olmasını ve kabin içerisindeki tüm ekipmanlara ulaşabilmesini sağlıyor. KAPLAN MT; araç komutanına taktiksel farkındalık sağlayan muharebe alanı yönetim sistemi ve lazer ikaz sistemi ile de donatılıyor.

Kendi sınıfında, en üst düzeyde mayın ve balistik korumaya sahip olan KAPLAN MT, kullanıcısına, muharebe alanındaki tehditlere karşı, çok kısa sürede, yeterli ateş gücü ile hızlı yanıt verme imkânı tanıyor. Bu da beraberinde, muharebe alanında üstün beka ve hareket kabiliyeti getiriyor.

FNSS Genel Müdürü ve CEO’su K. Nail Kurt, hem KAPLAN MT’nin yeteneklerine hem de geliştirme modeline vurgu yapıyor: “KAPLAN MT, çok özel bir araç. Projenin ilerleyen safhalarında, aracın performansını sahada gösterdiğimizde, bu tasarımın etkinliği, daha net bir şekilde gözler önüne serilecek. Bu aracı, Endonezyalı ortağımızla geliştirmekten büyük bir memnuniyet duyuyoruz. FNSS, farklı iş birliği modellerini yıllardır başarıyla uyguluyor. Malezya’da, iş ortağımız DEFTECH ile AV8 projesini yürütüyoruz. Suudi Arabistan’da, ortak girişim şirketimiz FNSS ME üzerinden, devlete ait bir fabrikayı işletiyoruz. Endonezya’da ise farklı bir model uyguluyoruz; ortak ürün geliştiriyoruz. FNSS, sahip olduğu teknolojisi ve tecrübesi ile dost ve müttefik ülkelerle farklı iş birliği modelleri altında çalışmaya hazır.”

 

 

PARS 4×4 Tanksavar Aracı, Sınıfının Yıldızı Olacak

Motorunun arka kısmında yer alması ile diğer 4×4 araçlar arasından sıyrılan PARS 4×4 Tanksavar Aracı, IDEF 2017’de de bakışları üzerinde toplamaya devam edecek. Savunma Sanayii Müsteşarlığı tarafından, Türk Kara Kuvvetleri Komutanlığının ihtiyacını karşılamak için yürütülen Silah Taşıyıcı Araçlar (STA) projesi için seçilen PARS 4×4, kullanıcısının özel ve zorlu ihtiyaçlarını karşılamak üzere geliştirildi. STA projesinde, tank avcısı konfigürasyonunda teslim edilecek araç, modüler altyapısı ile yeni görevlere de hazır.

25 BG/ton güç/ağırlık oranıyla araç, düşük bir siluete ve amfibi özelliğe sahip. Hiçbir ön hazırlık gerektirmeden, derin ve akıntılı suda operasyon yapabiliyor. Araç, yere yakın ağırlık merkezi, tam bağımsız süspansiyon sistemi, ABS destekli hidrolik disk frenleri, düşük yer basıncı, arttırılmış yaklaşma ve uzaklaşma açıları ile her türlü zorlu arazide hareket edebiliyor. %70 dik eğim tırmanabilen; %40 yan eğimde tutunabilen PARS 4×4 Tanksavar Aracı, 40 cm’lik dik engelleri de kolaylıkla geçebiliyor.

Balistik gereksinimlere uygun olarak tasarlanan balistik korumalı camlar, aynı zamanda, sürücü ve araç içeresindeki tüm personele, çok geniş bir görüş açısı sağlıyor.

İşletme maliyetini düşürmek için, aracın tasarımı esnasında, birçok alt sistemin ömrü, araç ömrü ile aynı tutuldu. Araç, arazide hızlı sökülüp takılabilen güç grubu sayesinde, bakım ve lojistik destek kolaylığı da sağlıyor.

PARS 4×4 Tanksavar Aracı’nın ateş gücünü, yine FNSS’nin tasarladığı Uzaktan Komutalı Tanksavar Kulesi (UKTK) sağlıyor. Kule, kompakt boyutları ve düşük ağırlığı sayesinde, hemen hemen tüm tekerlekli ve paletli zırhlı araçlara entegre edilebilme özelliğine sahip.

Kule, KORNET veya MIZRAK (OMTAS) tanksavar füzelerinin kullanımına göre, iki ayrı konfigürasyonda sunuluyor. UKTK sayesinde; nişancı, araç içerisinde, balistik koruma altında, kontrol konsolu vasıtasıyla gözetleme, hedef tespit, teşhis, tanıma, hedefe kilitlenme ve füze güdüm fonksiyonlarını yerine getirebiliyor.

UKTK silah sistemi, KORNET ve MIZRAK füzelerinin, azami etkili menzilinde, taşıyıcı zırhlı platform üzerinde etkin şekilde kullanılabilmesini sağladığı gibi, modüler mimarisi sayesinde, farklı tanksavar silahlarının da kuleye kolayca entegre edilebilmesine olanak sağlıyor.

Tahrik sistemi, atış kontrol sistemi, beka ve ateş gücü açısından en son teknolojileri barındıran kule, üzerindeki elektro-optik görüş sistemi sayesinde, gece/gündüz, her türlü hava şartında görev yapabilme özelliğine sahip.

Kule, ana silah olarak, iki adet KORNET-E veya iki adet MIZRAK-O füzesi ile teçhiz edilebiliyor. Füzelerle beraber ikincil silah olarak kullanılan eş eksenli 7,62 mm makinalı tüfek, kulenin ateş gücünü arttırdığı gibi görev alanının genişlemesine de olanak sağlıyor.

FNSS Genel Müdürü ve CEO’su K. Nail Kurt, PARS 4×4 Tanksavar Aracı’nın, dünyadaki benzer sistemlerden çok daha farklı olduğunun altını çiziyor: “Motorunun arka kısımda olması, aracı, hem hareket kabiliyeti hem de amfibi yetenekler konusunda, çok farklı bir sınıfa yükseltiyor. Üzerinde bulunan UKTK silah sistemi, dünya çapında envanterde olan tüm ana muharebe tanklarına ve ağır zırhlı araçlara karşı, son derece etkili bir sistem. Şunu rahatlıkla söyleyebiliriz: FNSS, PARS 4×4 Tanksavar Aracı ile şu anda, 4×4 kategorisinde, pazarda eşine az rastlanan komple bir silah sistemi çözümü sunuyor. PARS 4×4’ü, yakın gelecekte, farklı konfigürasyonlarda da kullanıcı ihtiyaçlarını karşılayan bir araç olarak göreceğiz.”

 

 

PARS Ürün Ailesinde, Bayrağı 3’üncü Nesil Devralıyor

FNSS’nin taktik tekerlekli zırhlı araç ailesi PARS, IDEF 2017’de, 3’üncü nesil üyeleri ile boy gösteriyor. PARS III 8×8 ve PARS III 6×6, ilk defa, IDEF 2017 fuarı sırasında, ziyaretçilerin karşısına çıkıyor.

Her iki araç da sınıflarının en yüksek teker gezinme hareketine ve en düşük dönüş yarıçapına sahip. Araçların ön kısmında bulunan iki kişilik sürücü kabini, sunduğu 180°lik yatay görüş açısı ile yüksek sürüş güvenliği ve konforu sağlıyor. Araçların gövdeleri, modüler tasarıma sahip zırh sistemleri sayesinde, kullanıcı tarafından istenilen koruma seviyesine getirilebiliyor. Gövde formu, karın altı yapısı, taban plakaları ve araçlar için özel geliştirilen mayın korumalı koltuklar, personeli, yüksek seviyede mayın ve el yapımı patlayıcı (EYP) tehdidine karşı koruyacak şekilde tasarlandı. PARS III 8X8 ve PARS III 6×6, hem personel taşıma amacıyla üretilen mayın korumalı kamyonların koruma seviyesine sahip hem de modern bir zırhlı muharebe aracından beklenen kabiliyetleri bünyesinde bulunduruyor.

Araç alt sistemlerinin, mayın korumalı gövdeye modüler olarak bağlanması, bakım ve değişim kolaylığı sağlıyor. Özellikle yürüyen aksam ve güç aktarma sistemlerinin bakım ve değişimindeki bu kolaylık, araçları, benzerlerinden üstün kılıyor. 60 dakikadan daha az bir sürede sökülüp takılabilen güç grubu mimarisi, dikkat çekici bir yetenek olarak, kullanıcıya, sahada motor değiştirme avantajını kazandırıyor.

FNSS Genel Müdürü ve CEO’su K. Nail Kurt, PARS ürün ailesindeki gelişimin, FNSS’nin yenilikçi yönünün bir göstergesi olduğunu söylüyor: “PARS ürün ailesi, çok sayıda ürünün olduğu, oldukça kalabalık bir pazarda, yenilikçi özellikleri ile öne çıkıyor. Aracın, hem Asya hem de Orta Doğu’da kullanılıyor olması, farklı çevre koşullarına ve teknik gereksinimlere uyum sağlama kabiliyetini gösteriyor. PARS III ile FNSS, bu araç ailesini geliştirmeye ara vermeyeceğini ve kullanıcılarına, her zaman en güncel çözümleri sunmaya devam edeceğini de net bir şekilde ortaya koyuyor.”

 

 

Özel Maksatlı Taktik Tekerlekli Zırhlı Araç: PARS İZCİ 6×6

PARS Taktik Tekerlekli Zırhlı Araç ürün ailesini, yeni ürünlerle genişletmeye devam eden FNSS, PARS İZCİ 6×6 Özel Maksatlı Taktik Tekerlekli Zırhlı Araç (ÖMTTZA) ile keşif ve iç güvenlik görevlerine yeni bir soluk getiriyor. PARS İZCİ 6×6, aracın ön kısmında bulunan, şeffaf zırh (balistik cam) uygulaması ve 230° yatay görüş açısı sunan iki kişilik sürücü kabini ile PARS ürün ailesinin diğer üyelerinden farklılaşıyor. Bu kabin, görevli personele, yüksek sürüş güvenliği ve durumsal farkındalık sağlıyor.

22 BG/ton güç/ağırlık oranına sahip olan PARS İZCİ 6×6, 100 km/sa hıza ulaşabiliyor; %60 dik, %30 yan eğimde hareket edebiliyor; 60 cm yüksekliğinde dik engeli ve 120 cm’lik hendeği geçebiliyor. 6×6 ve 6×4 sürüş özelliğine sahip aracın tüm aksları, gerektiğinde kilitlenebiliyor. Amfibi bir araç olan PARS İZCİ 6×6, suda 8 km/s hıza ulaşabiliyor.

Aracın gövde formu, karın altı yapısı, taban plakaları ve araç için özel geliştirilen mayın korumalı koltuklar, personeli yüksek seviye mayın tehdidine karşı koruyacak şekilde tasarlandı. PARS İZCİ 6×6, koruma seviyesi ile hem personel taşıma amacıyla üretilen mayın korumalı araçların koruma seviyesine sahip hem de modern bir zırhlı muharebe aracından beklenen kabiliyetleri, bünyesinde bulunduruyor.

FNSS Genel Müdürü ve CEO’su K. Nail Kurt da PARS İZCİ 6×6’nin özel bir araç olmasına vurgu yapıyor: “Elinizde, olgun ve modüler bir araç olduğunda, bunun özel ihtiyaçlara yönelik sürümlerini tasarlamanız daha kolay oluyor. PARS ürün ailesi, bize bu imkânı fazlasıyla sağlıyor. PARS İZCİ 6×6, aslında bir açıdan farklı bir araç; ama aynı zamanda, PARS ürün ailesinin tüm üstün niteliklerini taşıyor. Aracımızın, mevcut ve potansiyel müşterilerimizin özel ihtiyaçlarını en iyi şekilde karşılayacağına güveniyoruz.”

 

 

TEBER-30 İki Kişilik Kule, Alanında Yeni Referans Noktası Olacak

FNSS tarafından geliştirilen TEBER-30 İki Kişilik Kule, zırhlı muharebe araçlarında kullanılan insanlı kuleler için, yeni referans olmaya hazırlanıyor. Tahrik sistemi, atış kontrol, beka ve ateş gücü alanlarında en son teknolojileri barındıran kule; üzerindeki algılayıcılar ve diğer elektronik sistemler sayesinde; gece ve gündüz, her türlü hava şartında ve muharebe ortamında görev yapabiliyor. Kulenin modüler yapısı, gelecekte yapılabilecek konfigürasyon değişiklikleri için de altyapı sunuyor.

TEBER-30 İki Kişilik Kule, insanlı kulelerin tüm avantajlarını; teknolojik çözümler ve ergonomik tasarımla bir arada sunuyor. Kulede, komutan ve nişancı, konvansiyonel konfigürasyonda, kule sepeti içerisinde oturuyor. Hem nişancı hem de komutan, kulenin tüm fonksiyonlarını kontrol edebiliyor. Ayrıca nişancı, elle yedekleme sistemi sayesinde, acil durumlarda, yan ve yükseliş ekseninde kuleyi yönlendirebiliyor ve silahları ateşleyebiliyor.

Kule, ana silah olarak, dakikada 200 atım hızına sahip, 30 mm kalibrede, Mk44 çift beslemeli otomatik top taşıyor. Kulede, iki farklı bölmede, toplamda 300 adet atışa hazır mühimmat bulunuyor. Kulenin mühimmat kutusunun ve mermi yollarının modüler tasarımı, SuperShot 40 mm (40×180 mm) mühimmatının kullanımına da izin veriyor. Böylece, ana silah 40 mm’ye de yükseltilebiliyor. İkincil silah donanımı ise 7,62 mm Mk52 veya 7,62 mm makinalı tüfek ile 1.000 adet atışa hazır mühimmattan oluşuyor.

Elektrikli tahrik sistemine ve hareket hâlinde isabet oranını arttırmaya yönelik iki eksen stabilizasyon yeteneğine sahip olan kule, asgari 60 derece/saniye hıza sahip olacak şekilde, yan eksende 360 derece sınırsız dönebiliyor ve silahlarını, yükseliş ekseninde, -10 ile +45 derece arasında kullanabiliyor.

TEBER-30 İki Kişilik Kule, iki eksen stabilize bağımsız görüş sistemi ve kule içerisinde yer alan atış kontrol sistemi sayesinde, ileri düzey atış kontrol yeteneğine sahip. Sabit ve hareketli hedefler için otomatik hesaplanan yükseliş ve önleme açıları, ateşlenen ilk mühimmatın isabet oranını arttırıyor ve mühimmatın, daha etkin bir şekilde kullanılabilmesini sağlıyor. Komutan ve nişancının kullandığı bağımsız sistemler, kuleye, avcı/nişancı kabiliyeti de sağlıyor.

TEBER-30 İki Kişilik Kule’nin gövdesi, kaynaklı alüminyum zırha ilaveten, kompozit ve çelik zırhtan oluşuyor ve yüksek düzeyde balistik koruma sağlıyor.

FNSS Genel Müdürü ve CEO’su K. Nail Kurt, TEBER-30 İki Kişilik Kule’nin, insanlı kulelerin hâlâ etkin olabileceğini gösterdiğini belirtiyor: “İnsanlı kuleler, bazı ülkelerin tercihi olmaya devam ediyor. Ürünlerini geliştirirken, dünya genelindeki çok farklı müşteri gereksinimlerini en iyi şekilde karşılamayı hedefleyen FNSS, sınıfının en üstün insanlı kulesini geliştirdi. TEBER-30 İki Kişilik Kule, insan-makina iş birliğinin, etkin ve ergonomik bir şekilde, yüksek koruma altında gerçekleştirilebileceğini gösteriyor.”

 

 

Düşük Araç İçi İz ve Yüksek Ateş Gücü: TEBER-30/35 Uzaktan Komutalı Kule

TEBER-30/35 Uzaktan Komutalı Kule (UKK), zırhlı muharebe araçlarına, yüksek ateş gücünü, araç içerisine, kule sepeti gibi bir uzantısı olmadan sağlıyor. Komutan ve nişancı, kuleyi, araç içinde bulunan konsollarından kontrol ediyor; böylece, aracın içinde, personel ve diğer teçhizat için geniş bir hacim kalıyor.

Hem 30 hem de 35 mm ana silahla donatılabilen TEBER-30/35 UKK, 30 mm’lik konfigürasyonda, dakikada 200 atım hızına ulaşabilen, 30×173 mm kalibrede, Mk44 çift beslemeli otomatik topa ve toplamda 250 adet atışa hazır mühimmata sahip. 35 mm’lik konfigürasyonda ise yine dakikada 200 atım hızına sahip, 35×228 mm kalibrede, çift beslemeli otomatik top ve toplamda 100 adet atışa hazır mühimmat ile teçhiz ediliyor. 30 mm konfigürasyonun bir diğer önemli özelliği de SuperShot 40 mm (40×180 mm) mühimmatına uygun olması sayesinde, ileride 40 mm kalibrelik ana silaha da yükseltilebilme olanağına sahip olması.

İkincil silah donanımı, her iki konfigürasyonda da 7,62 mm Mk52 veya 7,62 mm makinalı tüfek ile 750 adet atışa hazır mühimmattan oluşuyor.

TEBER-30/35 UKK’nın en kritik özelliği, mühimmatın, yüksek zırh koruması altında, araç içerisinden yeniden doldurulabilme yeteneğine sahip olması. Bu özellik sayesinde, muharebe şartlarında, personelin, mühimmat ikmali için araç dışına çıkma zorunluluğu ortadan kaldırılıyor ve personel emniyeti arttırılıyor.

Kule, elektrikli tahrik sistemine ve hareket hâlinde isabet oranını arttırmaya yönelik iki eksen stabilizasyona; asgari 60 derece/saniye hıza sahip olacak şekilde, yan eksende 360 derece sınırsız dönebilme yeteneğine ve -10 ile +45 derece arasında, silah yükseliş açısı yeteneğine sahip.

İki eksen stabilize bağımsız görüş sistemi ve kule içerisinde yer alan atış kontrol sistemi, TEBER-30/35 UKK’ya, ileri düzey atış kontrol yeteneği sağlıyor. Sabit ve hareketli hedefler için otomatik hesaplanan yükseliş ve önleme açıları, ateşlenen ilk mühimmatın isabet oranını arttırıyor. Kulede ayrıca, termal kamera, gündüz kamerası ve lazer mesafe ölçerden oluşan, iki eksende stabilize 360 derecelik panoramik ve bağımsız komutan görüş sistemi ve avcı/nişancı kabiliyeti de bulunuyor.

TEBER-30/35 UKK’nın gövdesi, kaynaklı alüminyum zırha ilaveten, kompozit ve çelik zırhtan oluşuyor ve STANAG 4569 standardının öngördüğü düzeye kadar, balistik koruma sağlıyor.

FNSS Genel Müdürü ve CEO’su K. Nail Kurt, TEBER-30/35 UKK’nın, insansız bir kuleden beklenen tüm özellikleri içerdiğini vurguluyor: “TEBER-30/35 UKK, içinde insan barındırmamasının yanında, araç içinden mühimmat aktarımı yapılabilmesi ile de operatör güvenliğini en üst seviyeye taşıyor. FNSS, nispeten yeni bir ürün çeşidi olan ve zaman zaman operasyonel konseptler konusunda bilgi ve tecrübe eksikliği hissedilen insansız kuleler konusunda, önemli bir birikime sahip. Böylece, kullanıcıya, hem teknolojiyi hem de tecrübeyi içeren, etkin ve yetkin bir çözüm sunuyoruz.”

 

 

FNSS’nin, ZMA-15 Modernizasyonu ve Ömür Uzatma Çözümleri

Envanterdeki ürünlerinin ömür devri boyunca da arkasında duran FNSS, ilk ürünleri olan ZMA (Zırhlı Muharebe Aracı) ve GZPT (Geliştirilmiş Zırhlı Personel Taşıyıcı)’yi, önümüzdeki döneme taşımaya hazır. Gelişen ihtiyaçlar ve ortaya çıkan yeni tehditleri dikkate alan FNSS, bu araçlar için hazırladığı kapsamlı modernizasyon paketinin uygulandığı prototip aracı da IDEF 2017’de sergiliyor. Henüz resmi bir proje başlatılmadan yaptığı bu çalışmayı, öz kaynakları ile finanse eden FNSS, ürünlerinin her zaman arkasında olduğu mesajını da net bir şekilde veriyor.

FNSS tarafından üretilen, yaklaşık 2.650 adet ZMA ve GZPT, Türk Silahlı Kuvvetleri başta olmak üzere, Birleşik Arap Emirlikleri, Malezya, Suudi Arabistan, Bahreyn ve Filipin Silahlı Kuvvetleri envanterinde hizmet veriyor. Teslimatları 1991 yılında başlayan araçların sonuncusu, 2004 yılında, Türk Silahlı Kuvvetlerine teslim edilmişti. Tanklarla beraber veya bağımsız olarak harekât icra edebilen ZMA ve GZPT’ler, hâlen Türk piyadesinin belkemiğini oluşturuyorlar.

FNSS, yakın zamanda çeşitli operasyonlarda da kullanılan bu araçların; beka, durumsal farkındalık, ateş gücü ve hareket kabiliyetinin iyileştirilmesine yönelik modernizasyon paketleri üzerinde, bir süredir çalışıyor. Kullanıcıdan alınan geri beslemeler de dikkate alınarak oluşturulan modernizasyon paketi ile araçların; değişen tehdit algılarına göre güncellenmesi, performansının arttırılması ve ömürlerinin uzatılarak, envanterde kalacakları süre boyunca, daha iyi hizmet vermeleri hedefleniyor.

FNSS tarafından hazırlanan modernizasyon çözümünün başlıca nitelikleri, şöyle sıralanıyor:

  • Beka: Araçların, mayın ve balistik koruma seviyelerinin arttırılması, mayın korumalı koltuklar, koruma astarı (parçacık kalkanı) uygulaması, çift kademeli otomatik yangın söndürme ve bastırma sistemi, yerlileştirilmiş yeni filtreleri içeren NBC sistemi, personel için klima ve RPG koruma ağı.
  • Durumsal farkındalık: Yakın mesafe durumsal farkındalık sistemi, akustik silah atış yeri tespit sistemi ve lazer ikaz sistemi.
  • Ateş gücü: GZPT’ler için, akustik silah atış yeri tespit sistemi ile entegre Uzaktan Komutalı Silah Sistemi (UKSS) ve mevcut atış sistemlerinin iyileştirilmesi.
  • Hareket kabiliyeti: Yürüyüş takımları ve güç grubunun iyileştirilmesi.

FNSS, modernizasyon paketi hazırlama çalışmalarını, maliyetlerin düşük tutulması ve ortak lojistik destek uygulaması yoluyla tasarruf sağlanması gibi kriterleri de göz önünde bulundurarak yürütüyor.

FNSS Genel Müdürü ve CEO’su K. Nail Kurt, FNSS’nin modernizasyon kabiliyetine, şöyle vurgu yapıyor: “FNSS, ZMA ve GZPT sınıfı araçların modernizasyonu konusunda, dünyanın en tecrübeli firmaları arasında yer alıyor. Uzun bir süredir, yerel ortağımızla birlikte, Suudi Arabistan’da, devlete ait bir tesisi işletiyoruz ve burada, Suudi Arabistan envanterindeki M113 araçlarını modernize ediyoruz. Bu araçlar, dünya çapındaki M113’ler arasında, en modern ve en yüksek performansa sahip araçlar olarak öne çıkıyor. M113A4 olarak isimlendirdiğimiz modernizasyondan, kullanıcı da çok memnun. Şimdi bu tecrübeyi ve yeni nesil araçları geliştirirken edindiğimiz deneyim ve teknolojiyi, ZMA’ya ve GZPT’ye uyarlıyoruz. Teknik, maliyet ve takvim bakış açılarından, en iyi çözümü sunuyoruz. IDEF 2017’de sergilediğimiz aracın, bunun ötesinde, önemli bir mesajı daha var: Aradan 27 yıl geçmiş olsa da FNSS, ürünlerinin arkasındadır.”

 

Tanıtıcı makalenin, dergimizde yayımlanan haline ulaşmak için:

http://www.milscint.com/tr/files/2017/08/226_235_144-idef2017-FNSS-bultenler-tr.pdf

438 toplam görüntüleme, 11 bugünkü görüntüleme