TSSK 5’inci Proje Pazarı, ODTÜ ve KOSGEB İş Birliğine Sahne Oldu – MSI Dergisi: Türk Savunma ve Havacılık Sanayisinin Güncel Referans Bilgi Kaynağı ve Yenilik Habercisi

TSSK 5’inci Proje Pazarı, ODTÜ ve KOSGEB İş Birliğine Sahne Oldu

20 Şubat 2018

MSI Dergisi’nin 155’inci sayısında yayımlanan “TSSK 5’inci Proje Pazarı, ODTÜ ve KOSGEB İş Birliğine Sahne Oldu” başlıklı özel haber, MSI Dergisi’nin İnternet sitesinde paylaşılmıştır:

 

Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Teknokent Savunma Sanayii Kümelenmesi (TSSK) Proje Pazarı etkinliğinin 5’incisi, Savunma Sanayii Müsteşarlığı (SSM)’nın himayesinde, 30 Ocak’ta, Ankara’da gerçekleştirildi. Geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi, bu yıl da ana yüklenicilerle KOBİ’leri bir araya getiren etkinlik sırasında, ODTÜ ve KOSGEB arasında, bir iş birliği protokolü de imzalandı.

 

Etkinlik, ODTÜ, ODTÜ Teknokent, Ankara Sanayi Odası (ASO) ve Savunma ve Havacılık Sanayii İmalatçılar Derneği (SaSaD)’nin iş birliğinde ve TÜBİTAK, KOSGEB ve sektördeki çeşitli ana yüklenicilerin desteğiyle gerçekleştirildi. Etkinlikle amaçlananlar ise TSSK bünyesindeki firmaların iş geliştirme potansiyellerinin arttırılması, sektör paydaşlarının arasındaki ilişki ve iletişimin güçlendirilmesi, yaratılacak sinerji ile projelerin geliştirilmesi, var olan kaynakların daha etkin kullanılması ve sektörde yapılacak yeni yatırımların doğru planlanması oldu. Tüm gün süren etkinlikte; ASELSAN, HAVELSAN, FNSS, Kale Havacılık, OTOKAR, ROKETSAN ve TUSAŞ’ın yanı sıra aralarında Aerotim, ANDAR, Anova, Ankaref, Ayyazılım, BİTES, MAKEL, NanoMagnetics, SDT, Simsoft, Teknopar ve UDEA’nın da bulunduğu TSSK üyesi KOBİ’ler ve OSSA, SAHA İstanbul ve HUKD kümelenmeleri ile ODTÜ araştırma merkezleri ve girişimcilerden oluşan, 51 kurum ve kuruluş stant açtı.

ODTÜ TSSK’nın 2017 İhracatı 135 Milyon Dolar

Etkinliğin açılış konuşmasını yapan TSSK Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Ünal, sözlerine, kümelenme hakkında çeşitli bilgiler vererek başladı: “Hâlihazırda ODTÜ Teknokent’in, savunma ve havacılığa yönelik çalışan firmalarında, 2.100 Ar-Ge personeli var. Bu, aslında, baktığınızda, sektörümüzdeki büyük oyuncuların mühendislik gücü ile karşılaştırılabilecek, ciddi bir büyüklük. İhracat seviyesi, geçtiğimiz yıl, 135 milyon doları buldu; ciro seviyeleri de 1,4 milyar lirayı yakalamış durumda. Bu noktadan hareketle bakarsak aslında bizim temel amacımız ve vizyonumuz, Ar-Ge ve inovasyonu geliştirmek. Özellikle üniversite-sanayi iş birliğini ve farklı skalalardaki sanayi kuruluşlarının, birbirleri ile etkili, özgün ve daha verimli çözümler yaratmasını sağlamak.”

Andar, etkinlikte, insansız platformlar ve hava platformları için geliştirdiği, elektromekanik sistem çözümleri ile yer aldı.

 

TSSK’nın Faaliyetleri

Ünal, küme üyesi firmalar adına yürüttükleri faaliyetleri ise şu şekilde özetledi: “Teknokent içi firmalar arası tanıtım günleri düzenledik. Bunlar, pek çok iş birliğine ön ayak oldu. Uluslararası fuarlara, küme olarak katıldık. Bu, pek çok uluslararası fuarda, 4-5 senedir devam eden bir uygulama. Tabii bu süreç boyunca, Ekonomi Bakanlığının desteklerini aldık. Özellikle sektörümüzdeki büyük oyuncularla teknokent firmalarının birbirlerini tanıması; yeteneklerini, ürün havuzlarını anlamaları yolunda birtakım etkinlikler ve tanıtım günleri gerçekleştirdik. Yabancı firmalarla odaklı belli alanlarda, belli teknolojilerde tanıtım günleri yaptık. Ve sektördeki birtakım sorunları, örneğin fikri mülkiyet hakları, insan kaynağı sorunları gibi konuları çözmek için, SSM ve SaSaD ile iş birliği içerisinde toplantılar yaptık. Bunların neticesinde çıkan işlem maddelerini de sektörümüzdeki oyuncuların takip etmesini sağlamaya gayret ettik.”

Standında, kendi geliştirdiği esnek mermi yolu çözümlerini ve havacılıktaki sıvı soğutma uygulamalarında kullanılabilecek gerotor tipindeki devir daim pompasını sergileyen Anova, tasarım, simülasyon ve imalat kabiliyetlerini tanıttı.

 

Proje Pazarı, Sanayi Piramidini Buluşturuyor

Ünal, etkinliğin amacını da şu şekilde ifade etti: “Proje Pazarı, geleneksel olarak 5 yıldır yaptığımız bir aktivite ve bunun en önemli faydası, aslında, büyük oyuncularla küçük oyuncuların birbirlerinin ihtiyaçlarını, yeteneklerini ve ürünlerini tanımalarına fırsat verecek bir ortam olması. Aslında bir tür mini IDEF bu. Ama baktığınız zaman, sadece yerli oyuncular var ve birbirleri ile irtibat sağlayabilecekleri önemli bir aktivite. Çünkü bizim, zaman içerisinde sektörde gördüğümüz şöyle bir problem var: Ürünleri yapıyoruz, ortaya çıkarıyoruz; ama daha verimli, daha ekonomik yapmak ve özellikle yurt dışı bağımlığını minimize etmek, ITAR-free yapmak gibi önemli noktalar var. Özellikle dünyanın şu anda bulunduğu karmaşıklık içerisinde, gerçekten bağımlılığı minimize etmek çok önemli.”

Sektörün, Ankara Sanayi Odası Açısından Önemi

Ünal’ın ardından kürsüye, ASO Başkanı Nurettin Özdebir geldi ve şunları dile getirdi:Ankara’nın, teknolojik gelişme konusunda, diğer illerimizden ileri olmasında, savunma sanayimizin amiral gemisi niteliğindeki kuruluşlarının etkisi küçümsenemez. Bu kuruluşlar, bugüne kadar yan sanayimiz için birer okul görevi üslenmişlerdir. Örneğin, başta OSTİM olmak üzere, ASO üyesi birçok KOBİ, savunma sanayimiz için mamul ve yarı mamul ürün sağlayarak gelişme imkânı bulmuştur. Ancak tüm bu olumlu gelişmelere rağmen, silahlı kuvvetlerimizin ihtiyaçlarını karşılamada, yerli sanayimizin ve Ankara’nın potansiyelinin daha fazla geliştirilmesi gerekmektedir. Ankara’da, SSM’nin liderliğinde gerçekleştireceğimiz, Uzay ve Havacılık İhtisas Organize Sanayi Bölgesi (HAB)’nin tamamlanması ile Ankara savunma sanayisi, daha da ivme kazanacaktır. Görüldüğü üzere, Ankara’nın bilgi ve teknoloji temelli böyle bir kapasitesi bulunmaktadır. Bu kapasitesinin geliştirilmesi ve kullanılması, yalnızca Ankara ekonomisine değil daha da ötesi Türkiye’nin değişimine ve gelişimine öncülük edecektir.”

Bir sonraki konuşmacı olan KOSGEB Başkan Yardımcısı Salih Tuna Şahin de yüksek teknolojili ürün üreten firmalara destek verilmesi maksadıyla başlatılan Teknoyatırım Programı’nı ve yerli üretimin teşvik edilmesi maksadıyla başlatılan Stratejik Ürün Destek Programı’nı tanıttı.

Ayyazılım Standını ziyaret eden Dr. Celal Sami Tüfekçi, firmanın kara platformları için geliştirdiği araç içi konsollar ve diğer çözümleri hakkında bilgi aldı.

 

Türkiye, Bağımsızlığı Seçiyor

Şahin’in ardından kürsüye gelen Savunma Sanayii Müsteşar Yardımcısı Dr. Celal Sami Tüfekçi, SSM açısından, son 15 yılın bir özetini yaparak konuşmasına başladı ve şu şekilde devam etti: “Bütün bu geçmiş tarihe hızlıca baktığımızda, geriye döndüğümüzde, eskiden hep şunu derdik: Türkiye bir yol ayrımında. Şimdi geriye dönüp bakıyoruz; Türkiye yol ayrımını geçmiş ve seçimini yapmış. İki seçenekten birisi olan, bağımsız teknolojisini kendi geliştiren ve kendi kendine yeten bir savunma sanayisini seçmiş durumdadır. Diğer seçenek olan, bağımlılık ve sürekli birilerinin icazetini alma anlayışı, artık çok çok geride kalmıştır. Ancak bu seçimi yapmış olmak, sadece tek başına yetmiyor. Bundan sonraki süreçte, bu seçimimizi güçlendirecek, daha büyük adımlar atmamız gerekiyor. Bu amaçla ekonomi oluşturmak adına, savunma sanayisinde yatırımlar yapmak gerekliliği hasıl olduğu gibi, aynı zamanda bu yatırımlara hizmet edecek teknolojilerin de geliştirilmesi gerekiyor.”

BİTES, sanal gerçeklik ve arttırılmış gerçeklik çözümlerini tanıttı.

 

MAKEL, etkinlik sırasında, yaşam destek sistemlerinin tanıtımına odaklandı.

 

SDT, etkinlikte, veri kayıt sistemi ailesinin üyelerini sergiledi.

 

Orta Gelir Tuzağına Takılmamak için EYDEP

SSM’nin Ar-Ge projelerinden de kısaca bahseden Dr. Tüfekçi, sanayileşme konusunda ise şunları söyledi: “Sanayi yönüne baktığımızda ise bu zamana kadar küçük sanayicilerimizin -ki TSSK içinde de çok fazla sayıda KOBİ var- yetkinliği konusunda, büyük ana firmalarımızın, ana yüklenicilerin değerlendirmeleri ile bu zamana geldik. Biz, daha çok ofiste sözleşme yönetimi yapmaya çalışırken, artık ofisin dışına çıkmamız gerektiğini; sanayicimizin, KOBİ’lerimizin, savunma sanayisindeki sıkıntılarını daha iyi anlamamız gerektiğini ve buna yönelik olarak da çözümler üretmemiz gerektiği kanaatine vardık.”

Dr. Tüfekçi, Endüstriyel Yetkinlik Değerlendirme ve Destekleme Programı (EYDEP) hakkında da şunları dile getirdi: “EYDEP ile sanayicilerimizi, istedikleri yere getirmek istiyoruz. Nedir bu istenilen yer? Esasında KOBİ’lerin yaşam döngüsüne baktığımızda, KOBİ’ler doğuyor ve belirli bir zaman sonra ya yok oluyorlar ya da büyüyerek büyük oyuncu olma yolunda ilerleyip, büyük firmalar hâline dönüşüyorlar… Peki, Türkiye’de bu niye olmuyor? Türkiye’de KOBİ’lere baktığımızda [şunu görüyoruz]: Aile şirketleri ve küçük ölçekli işletmeler, yıllarca hayatlarını sürdürüyorlar ve bir bakıma, iyi katma değerler, yüksek katma değerler elde edemeden, hayatlarını idame ettirip KOBİ olarak ila nihayet kalıyorlar. Bu, olmasını istemediğimiz bir durum. Herkesin bir TUSAŞ, ROKETSAN, ASELSAN, HAVELSAN olması değil kastımız. Tabii alternatif şirketler çıkması da çok önemli; ama bu büyük şirketlerimizin, savunma sanayisindeki vakıf şirketlerimizin akıllı alt sistemlerini sağlayacak, orta ölçekle büyük ölçek arasında yer alacak alt yükleniciler olmasını istiyoruz. Bunu da yakın bir gelecekte sağlayacağımıza inanıyoruz.”

 

KOSGEB ile ODTÜ arasındaki bir iş birliği protokolünü, Prof. Dr. Cevahir Uzkurt ve Prof. Dr. Mustafa Verşan Kök imzaladı.

 

ODTÜ Teknokent’in Sektöre Katkıları

Daha sonra kürsüye gelen ODTÜ Rektörü ve ODTÜ Teknokent Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mustafa Verşan Kök ise şu şekilde konuştu: “ODTÜ Teknokent firmalarının, son yıllarda savunma sanayisinde pek çok projeleri bulunmaktadır. Örneğin; Türkiye’nin ilk orta irtifa insansız hava aracı (İHA) ANKA’da, ülkemizin ilk taarruz ve taktik keşif helikopteri ATAK’ta, ilk modern tankı ALTAY’da, ilk milli gemisi MİLGEM’de, ilk savaş uçağı TF-X’te ve ilk yüksek çözünürlüklü yer gözlem uydusu GÖKTÜRK-2’de, ODTÜ TSSK üyesi firmalar tarafından, öğretim üyelerimizin de iş birliğinde geliştirilen; yazılım, donanım ve sistemler kullanılmaktadır. ODTÜ olarak birçok bölümümüz, araştırma merkezimiz ve teknoloji transfer ofisimiz yoluyla savunma sanayisine katkı vermekte ve önemli iş birliklerine imza atmaktayız. Bu kapsamda, Aralık 2017 tarihinde TUSAŞ ile başlatmış olduğumuz iş birliğini de oldukça önemli bir girişim olarak görüyoruz. Ayrıca üniversite-sanayi iş birliğini geliştirmek amacıyla SSM ile birlikte, 2011 yılında başlattığımız SAYP’ın, önemli bir program hâline gelmiş olması ve ülkemizin diğer üniversitelerini içerecek şekilde genişliyor olması, bizleri ayrıca memnun etmektedir.”

Prof. Dr. Kök’ün ardından, KOSGEB’de Daire Başkanı olarak görev yapan Ahmet Dursunoğlu, KOSGEB’in Stratejik Ürün Desteği programı hakkında bilgi verdi.

 

Stratejik Ürün Desteğinde KOSGEB-ODTÜ İş Birliği

Açılış konuşmalarının ardından; ithalatı yüksek, stratejik ürün niteliğindeki ara malların milli imkânlarla üretilebilmesine yönelik olarak, KOSGEB ile ODTÜ arasında bir iş birliği protokolü imzalandı. İmzalar, Prof. Dr. Kök ve KOSGEB Başkanı Prof. Dr. Cevahir Uzkurt tarafından atıldı. İmza töreninin sonunda bir konuşma yapan Prof. Dr. Uzkurt, Stratejik Ürün Destek Programı ile imalat sanayisinde faaliyet gösteren büyük işletmelerin ve KOBİ’lerin yurt dışı bağımlılığından kurtulacağına dikkat çekerek, şunları ilave etti: “Hazırlanan destek programı sayesinde, imalat sanayisinde yurt dışından ithal edilen ve stratejik değer taşıyan ara malların, milli imkânlarla ülkemizde üretilmesini amaçlıyoruz. Bu programı uygularken öncelikle işletmelerin yurt dışından ithal ettikleri stratejik ürünleri, iş birliği yapmış olduğumuz kurum ve kuruluşlarla birlikte belirleyeceğiz. KOBİ’ler ile büyük işletmelerin iş birliği yapmalarını sağlayıp, belirlemiş olduğumuz ürünleri, KOSGEB desteği ile ülkemizde üreteceğiz. Bu destekten faydalanmak isteyen işletmelerimize, 5 milyon liraya kadar, %100 oranında destek sağlayacağız.”

İlk panelin katılımcıları; ASELSAN, FNSS, ROKETSAN ve Kale Havacılık’ın temsilcileri oldular.

 

Ana Yüklenicilerin Beklentileri

Etkinlik, moderatörlüğünü TSSK Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Ünal’ın yaptığı; ASELSAN, FNSS, HAVELSAN, Kale Havacılık, Otokar, ROKETSAN ve TUSAŞ temsilcilerinin ise konuşmacı olarak katıldığı panellerle devam etti. Paneller sırasında; ana yüklenicilerin, 2018-2019 döneminde iş hacmine yönelik beklentileri; bu işlerin, TSSK açısından, tasarım ve üretim olarak nasıl dağılacağı ve ana yüklenici alt yüklenici ilişkilerinin sürdürülebilir olması için, çözüm önerileri konuşuldu. Panelistler ve değindikleri konuların satır başları şunlar oldu:

  • ASELSAN Tedarik Zinciri Yönetim Müdürü Murat Aslan: “ODTÜ TSSK ile ilgili siparişlerimize baktığımızda, son dönemde, her yıl ikiye katladığımızı ve geçtiğimiz yıl itibarıyla 20 milyon dolara yaklaştığımızı söyleyebiliriz… Firmalarımıza verdiğimiz siparişler, istikrarlı bir şekilde artmaya devam ediyor. Önümüzdeki yıllarda, ASELSAN ürünlerine, gerek yurt içinde gerek yurt dışı ilginin artacağı beklentisi ile hâlihazırda devam eden bu artışın da 2018 ve 2019’da ivmelenerek devam edeceğini düşünüyoruz. Bunun yanında kendimize SSM’nin belirlediği sanayileşme piramidini amaç ediniyoruz… Bu piramidin etkin kullanılması ile birlikte, işlerde, özellikle tasarım odağının artmasını bekliyoruz. Verdiğimiz işlerin kapsamına bakacak olursak da üretimde; talaşlı imalat ağırlıklı olmak üzere, sac-metal konstrüksiyon, elektromekanik montaj ve kablaj üretimi devam ederken, tasarım tarafında; mekanik tasarım, yazılım tasarımı, optik tasarım, şelterizasyon tasarımı, platform tasarımı ve endüstriyel tasarım [devam ediyor] gibi özetleyebiliriz.”

 

  • FNSS Tedarik Zinciri Birim Yöneticisi Özlem Sinem Numanoğlu: “2010 yılında 220 olan aktif tedarikçi sayımız, bugün itibarı ile 400’lere yükseldi. Yine bu süre zarfında, tedarikçilerimize verdiğimiz iş payı da %70 oranında arttı. Açılan siparişler açısından baktığımızda da geçtiğimiz yıl, yerli firmalarımızdan, toplamda 60 milyon dolarlık alım yaptık. 2018’de ise artan iş hacmimizle birlikte, yerli firmalarımızdan, 90 milyon dolar civarında bir alım yapmayı öngörüyoruz. Bu alımlarımızı, alt gruplar hâlinde yapıyoruz. Bunlar; talaşlı ve kaynaklı imalatlar, döküm ve dövme parçalar, plastik ve yüzey işlem esaslı imalatlar, mekanik ve hidrolik sistemler, elektrik ve elektromekanik sistemler ve yazılımlar ile alt sistemler ve ham malzemelerdir… Hâlihazırda, tasarım dâhil yerli alım yaptığımız kritik alt sistemlerimiz olarak; yangın bastırma, harici güç ünitesi, fan, soğutma grubu, dişli kutuları, tekerlek göbeği, mayına dayanıklı koltuk, hidrolik parçalar ve elektronik üniteleri sayabiliriz. Rakamsal olarak ifade etmek gerekirse de yerli alımlarımızın %30’unu, firmalarımızla beraber geliştirdiğimiz tasarım ürünleri ve sistem tedarikleri oluşturuyor.”

 

  • ROKETSAN Tedarik Direktörü Ali Şarlak: “2017 yılında, yerlilik oranımız %87’ydi. [Şu anda] 1.958 alt yüklenici ile çalışıyoruz. Bu alt yüklenicilerimizin 1.326 tanesi, KOBİ. 2017 yılı sonu itibarıyla baktığımızda da 1,45 milyar [lira] civarında bir tedarik gerçekleştirdik.” Şarlak, alt yüklenicilerden beklentilerini ise şöyle ifade etti: “[Yapılan] yatırımlarla birlikte milli ürün üretebilecek teknolojiyi bizimle paylaşsınlar. Biliniz ki o gizlilik ve güvenilirliğin içerisinde, milli teknolojiyi paylaşmadıkça, üniversitelerimizle devletin teşvikleri ile birlikte hareket etmediğimiz sürece, bir yere varamayacağız. Dolayısı ile milli ürünü mutlaka ve mutlaka desteklememiz gerekiyor.”

 

 

  • Kale Havacılık Satın Alma ve Tedarik Müdürü Mahmut Habiboğlu, alt yüklenicilere yönelik stratejilerini şöyle aktardı: “Yeni oluşturduğumuz bir yönetim ekibimiz var bu konuda. Ana teması, aslında karşılıklı güven ve ortak hareket etmek… Bir işi, teknik yetkinlikler bazında değerlendirmek kolay aslında. Ama ortak hareket etmek, güçlü bir iletişimle beraber aynı hedefe ve aynı yoldan gitmek bize güç katıyor. Ortak hareket edebildiğimiz, ortak hedefe kilitlendiğimiz yol arkadaşları, iş ortakları arıyoruz.”

 

 

TUSAŞ, Otokar ve HAVELSAN temsilcileri, ikinci panelde konuştu.

 

  • TUSAŞ Alt Sözleşme Yöneticisi Serkan Yalız, tedarikçilere yönelik iş modellerini şöyle anlattı: “TUSAŞ’ın ham malzeme ve raftan hazır aldığı ürünleri hariç tutarsak alt yüklenici ilişkileri, aslında iki ana başlıkta değerlendirilebilir. Bir tanesi, bizim teknik veri paketini alt yüklenicilere ilettiğimiz veya ham malzemesini de satın alarak, uygun ölçülere keserek, teknik veri paketi ile birlikte alt yüklenicilere ileterek onlardan imalat kabiliyeti beklediğimiz iş modeli. Buralarda, aslında bu iş modelinde, son senelerde oldukça olgun bir tedarik zinciri alt yapısına kavuştuk. İkinci konu başlığı ise “built to spesification”. Yani anahtar parametreleri biz alt yükleniciye sunuyoruz. Bu parametreleri sağlayacak bir ürün tasarlamasını, üretim ve montajını; hatta testlerini de yaparak, parametreleri sağladığını bize gösteren, proje sonunda bizim platformumuza entegre edilebilecek olgunlukta ürünle gelmesini sağlayacak bir sözleşme modeli üzerinde de çalışmalarımızı başlattık.”

 

  • Otokar Tank Planlama ve Grup Yöneticisi Eylem Altıntaş, tedarik konusunda izledikleri 4 ana modeli şöyle aktardı: “İlki, rafta hazır ve kalifiye edilmiş ürünlerin tedariki. Bunlara örnek vermek gerekirse hidrolik sistemler, silindirler, pompalar, aydınlatma sistemleri, ön ısıtma sistemleri, sintine yakıt pompaları, aks, şaft, emniyet kemeri, şasi parçaları, geri görüş aynaları. İkincisi, Otokar desteğiyle alt yüklenici tarafından geliştirilen ve Otokar’a tedarik edilen yeni ürünler ve alt sistemler. Örneğin; motor hava emiş ve soğutma sistemleri; redüktör transfer kutuları, zırh döküm parçalar, yardımcı güç grubu, mobil ve statik gizleme ağları, teleskopik yükseltilebilir mast sistemleri, yan ve yükseliş eksen eyleyicileri. Üçüncüsü, Otokar ve alt yüklenicimizin beraber ortaklaşa geliştirdiği ve nihayetinde, alt yüklenicimizin üreterek Otokar’a tedarik ettiği sistemleri kapsayan model. Burada da maskeli veya pozitif basınçlı KBRN sistemleri, hız azaltan sistemleri, direksiyon, transfer ve dişli kutuları, uskur pervane gibi amfibik sistem parçaları, mürettebat koltukları, kompozit parçalar, vites ve fren halatları var. Bunun yanında dördüncüsü, tamamen Otokar tarafından geliştirilen; ama alt yüklenicilerimize ihale edilerek onlar tarafından üretilen ve sürekli bir şekilde Otokar’ı besleyen ürünler. Araç kontrol sistemleri ve yazılım, yakıt sistemi, iklimlendirme hava fren sistemleri, egzoz, iç-dış trim, kapı, kapak, klape, talaşlı imalat, lazer kesim ve bunun gibi alt detay parçalar.”

 

  • HAVELSAN İş Ortakları ve Tedarik Yönetim Müdürü Yavuz Ekinci, ekosistemde uzmanlaşmaya verdikleri önemi şöyle aktardı: “Belli bir alanda uzmanlaşan firmalarımızın olabildiğince artmasını arzu ediyoruz. Bir yatay büyüme modeli benimsedik. Bu ne demek? İhtiyaç duyduğumuz bir konu ile ilgili yeni bir bölüm, kısım, müdürlük oluşturmak yerine, zaten sektörümüzde var olan birtakım yetenekleri taşere edebileceğimiz; planladığımız iş boyutunda, nitelikli iş ortaklarımızla beraber yürüyebileceğimiz bir model hedefledik. Bu yolda da geçtiğimiz yıllarda, bunun çalışmalarına başladık. Hâlihazırda da yürütmeye devam ediyoruz. Zaten teknokentlerimizde ve ülkenin birçok yerinde, ihtiyacımızı giderebilecek bu konuda nitelikli firmalarımız var. Bunlarla çalışmaya başladığımız andan itibaren, o firmanın personelini, kendi personelimizmiş gibi benimseyerek beraber ve birlikte büyüme hedefi ile yol alma arzusundayız ve bunu bu şekilde yapmaya devam ediyoruz.”

Etkinliğin öğleden sonraki bölümünde ise TSSK üyesi toplam 38 firma ve araştırma merkezinin yetkilileri, kurum ve kuruluşlarını tanıtan sunumlar gerçekleştirdiler.

1,182 toplam görüntüleme, 3 bugünkü görüntüleme