Türk Hava Kuvvetleri Komutanlığında F-35 Devri Başlıyor – MSI Dergisi: Türk Savunma ve Havacılık Sanayisinin Güncel Referans Bilgi Kaynağı ve Yenilik Habercisi

Türk Hava Kuvvetleri Komutanlığında F-35 Devri Başlıyor

26 Temmuz 2018

MSI Dergisi’nin 162’nci sayısında yayımlanan özel haber, derginin İnternet sitesinde paylaşılmıştır:

 

Türkiye’nin, üretimleri tamamlanan ilk 2 F-35 uçağı için düzenlenen tören, 21 Haziran’da, Lockheed Martin’in, Fort Worth’taki tesislerinde gerçekleştirildi. Tören öncesinde, 20 Haziran’da, Müşterek Taarruz Uçağı (Joint Strike Fighter / JSF) programının ana yüklenicisi Lockheed Martin tarafından düzenlenen basın turu, programın son durumunu da gözler önüne serdi.

 

Türkiye, F-35 uçağının geliştirildiği ve Seviye 3 ortakları arasında yer aldığı JSF programına, 1999 yılında, Konsept Gösterim Safhası (Concept Demonstration Phase / CDP)’nda katıldı. 2002 yılında Sistem Geliştirme ve Gösterim (System Development and Demonstration / SDD), 2007 yılında ise Üretim, Destek ve Sürekli İyileştirme (Production Sustainment and Follow on Development / PSFD) safhaları ile katılımını sürdürdü. Bu süreçte, Türkiye, toplam 100 adet F-35A tedarik etmeyi planladığını beyan etti; bunlardan 30 tanesinin ise kesin siparişini verdi.

Türkiye’nin programa katılımının savunma ve havacılık sanayisi boyutunda ise Türk firmaları, uçağın çeşitli parçalarında ve sistemlerinde, tasarım ve üretim iş paketlerini üstlendi.

Törende, Türkiye’nin ilk F-35 uçağı, SOM-J (sağda) ve HGK (solda) ile birlikte sergilendi.

 

F-35, Olgunluk Dönemine Giriyor

Tören öncesinde gerçekleştirilen basın turunun ana vurgusu, F-35’in, artık olgun bir sistem haline geldiği oldu. Turun yapıldığı tarih itibarıyla:

  • 300’den fazla F-35, dünya genelinde, farklı hava kuvvetlerine teslim edildi.
  • F-35 uçaklarının toplam uçuş saati, 140.000’i geçti.
  • Uçaklar, dünya genelinde, 15 hava üssünde görev yapıyor.
  • 615’i aşkın pilotun ve 5.600’ü aşkın teknisyenin eğitimi tamamlandı.

F-35 ile Başlangıç Operasyonel Kabiliyeti (Initial Operational Capability / IOC)’ne ulaşan kuvvetler, sırası ile Amerikan Deniz Piyadeleri (Temmuz 2015), Amerikan Hava Kuvvetleri (Ağustos 2016) ve İsrail Hava Kuvvetleri (Aralık 2017) oldu. İsrail Hava Kuvvetleri, Mayıs ayında yaptığı açıklamada, uçağı, operasyonel bir görevde kullandığını duyurdu. Bu gelişme, F-35’in, ilk operasyonel kullanımı olarak tarihe geçti.

Savunma Sanayii Müsteşar Yardımcısı Serdar Demirel, ABD ve Türkiye’nin, savunma sanayisinde, alım ve satımın ötesinde, iş birliği ve ortak geliştirmeyi de kapsayan bir ilişkiye sahip olduğunu söyledi.

JSF programında, SDD safhasının son geliştirme test uçuşu, Nisan ayında gerçekleştirildi. F-35, 2006’dan beri süren testler kapsamında, 9.200’ün üzerinde sortide, 17.000’in üzerinde saat uçtu. 65.000’in üzerinde test maddesinin karşılandığı gösterildi.

SDD safhası, Operasyonel Test ve Değerlendirme (Operational Test and Evaluation) aşamasının ardından tamamlanacak ve Amerikan Savunma Bakanlığının vereceği onay ile program, seri üretim aşamasına geçecek. JSF programı kapsamında yapılan mevcut üretimler, Düşük Yoğunluklu Başlangıç Üretim Dönemi (Low Rate Initial Production / LRIP) kapsamında, kafileler şeklinde gerçekleştiriliyor. Türkiye’nin ilk 2 uçağı da LRIP’nin, 10’uncu kafilesinde üretildi.

2018 yılında, toplam 91 adet F-35’in üretilmesi hedefleniyor. Yıllık üretim rakamının, 2021 yılında 150 adede ulaşması; 2023 yılında ise 160 adedi geçmesi planlanıyor. Tüm öngörüler, kesin siparişe dönüşürse F-35’in müşterileri ve alacakları uçak adetleri, şöyle sıralanıyor:

Genelkurmay Genel Plan Prensipler Başkanlığı Kuvvet Geliştirme ve Kaynak Yönetimi Daire Başkanı Tümgeneral Reha Ufuk Er, F-35’in, hem Türkiye’nin hem de NATO’nun savunması için önemli bir kabiliyet olduğunu ifade etti.

 

  • Amerikan Hava Kuvvetleri – 1763
  • Amerikan Deniz Kuvvetleri (Deniz Piyadeleri dâhil) – 693
  • İngiltere – 138
  • İtalya – 90
  • Hollanda – 37
  • Türkiye – 100
  • Avustralya – 100
  • Norveç – 52
  • Danimarka – 27
  • Kanada – 88
  • İsrail – 50
  • Japonya – 42
  • Kore Cumhuriyet – 40

F-35, gelişimini, Sürekli Kabiliyet Geliştirme ve Teslimat (Continuous Capability Development and Delivery / C2D2) adı verilen süreçle devam ettirecek. JSF programı yetkilileri, C2D2’yi, akıllı telefonların yeteneklerinin, yüklenen uygulamalarla geliştirilmesine benzetiyor. Böylece, bir seferde, toplu olarak yapılacak kabiliyet arttırımı yerine, daha küçük ölçekteki değişikliklerin, daha sık ve zamanlıca yapılması öngörülüyor.

Soldan sağa: Lockheed Martin Başkan Yardımcısı Orlando Carvalho, Lockheed Martin Başkanı ve CEO’su Marillyn Hewson, Savunma Sanayii Müsteşar Yardımcısı Serdar Demirel ve Genelkurmay Genel Plan Prensipler Başkanlığı Kuvvet Geliştirme ve Kaynak Yönetimi Daire Başkanı Tümgeneral Reha Ufuk Er.

 

Hedefte Maliyetlerin Düşürülmesi Var

JSF programında, gündemin üst sıralarında, maliyetlerin düşürülmesi yer alıyor. LRIP’nin 10’uncu kafilesinde üretilen F-35A’ların fiyatı, 94,3 milyon dolar. Bu, uçağın fiyatında, LRIP 1’e göre %60’lık; LRIP 9’a göre ise %8’lik bir düşüş anlamına geliyor. F-35A’nın birim fiyatının, 2020 yılında, 80 milyon dolara düşürülmesi hedefleniyor. Lockheed Martin, öz kaynaklarından 170 milyon dolar harcayarak, üretim teknikleri, malzemeler ve süreçlerde iyileştirmeler yaptı ve JSF programının ömür devri boyunca, 4 milyar dolarlık tasarruf sağlayacak değişiklikler gerçekleştirdi. Bu yönde yürütülen yeni çalışmalarla 2 milyar dolarlık ek tasarruf daha yapılması planlanıyor.

 

Basın turuna katılan Türk medya mensupları bir arada.

 

Programla ilgili bir diğer önemli konu da güvenilirlik. Üretim bandından yeni çıkan uçaklar, %60’ın üzerinde bir göreve hazırlık oranına sahip. Arızalar Arası Uçuş Saati (Mean Flight-Hours Between Failure / MFHBF) kriteri de iyileşme gösteriyor (Şekil 1).

 

Şekil 1. Üretim Kafilelerinde Arızalar Arası Uçuş Saati (Mean Flight-Hours Between Failure / MFHBF) Sayısının Değişimi

Pilotluk da Değişiyor

Basın turunda, F-35’i, pilot gözünden, Lockheed Martin Uzman Test Pilotu Billie Flynn anlattı. 80’in üzerinde farklı tipte uçakta, 5.000 saatin üzerinde uçuş tecrübesi olan Flynn, F-35’in 3 sürümünde de uçuş gerçekleştirdi ve halen F-35’lerle uçmaya devam ediyor.

Flynn’in vurguladığı öncelikli konu, F-35’in manevra kabiliyet oldu. Flynn, Paris Air Show 2017’deki gösterisini gerçekleştirene kadar, F-35’in manevra kabiliyetinin tartışma konusu edildiğini; uçağın, bu gösteri ile tüm şüpheleri giderdiğini ifade etti. F-35’in; görünmezlik teknolojileri ve sensör füzyonu ile fark yarattığını belirten Flynn, şunları söyledi: “10.000 m irtifada, 360 derecede, 300 km menzile kadar her şeyi görüyoruz. Görünmüyoruz, görüyoruz. Bu nedenle operasyonel tatbikatlarda, F-35, hep galip çıkıyor.”

Hem Flynn’in hem de diğer yetkililerin vurguladığı bir diğer konu, pilotluğun da F-35 ile birlikte değişime uğraması oldu. F-35’in kokpitini domine eden panaromik ekran, dokunmatik özelliği ile akıllı telefon ve tabletlere benzetiliyor. Örneğin, pilot, ekranda, motor ile ilgili bölüme dokunarak, motora dair ayrıntılı verilere ulaşıyor ve bunları değerlendirdikten sonra, ekranı, önceki görünüme döndürüyor. Flynn, bir önceki nesil uçaklardan geçiş yapan pilotların aksine, yeni pilotların gördüğü ilk kokpitin F-35 kokpiti olacağını; günlük hayatta kullandıkları teknolojik cihazlara olan aşinalığın da katkısı ile yeni pilotların, F-35’i çok daha etkin bir şekilde kullanacaklarını belirtti.

Soldan sağa: Savunma Sanayii Müsteşar Yardımcısı Serdar Demirel, Genelkurmay Genel Plan Prensipler Başkanlığı Kuvvet Geliştirme ve Kaynak Yönetimi Daire Başkanı Tümgeneral Reha Ufuk Er ve Lockheed Martin Başkan Yardımcısı Orlando Carvalho.

Pilot eğitiminde kullanılabilecek iki kişilik bir sürümü olmayan F-35’te, simülatörler, eğitimin önemli bir kısmını oluşturacak. Eğitimin yaklaşık %50’si, simülatör ve sınıf eğitimi şeklide gerçekleştirilecek. Yeni pilotların eğitimi, yaklaşık 9 ayda; başka bir uçaktan F-35’e geçen pilotların eğitimi ise yaklaşık 4 ayda tamamlanacak.

 

 

 

Türk Firmalarının Programdaki İş Payları

Türk savunma ve havacılık firmalarının ürettiği bileşenler, ilk uçuşundan itibaren, F-35 üzerinde görev yapıyor. Programda görev alan Türk firmaları ve üstlendikleri iş paketleri, şöyle sıralanıyor:

  • Alp Havacılık, ana ve burun iniş takımlarının parçalarını ve montaj gruplarını üretiyor. İlk uçuşunda, F-35’in üzerinde, Alp Havacılık tarafından üretilmiş, 40 adet iniş takımı parçası yer alıyordu. Ayrıca uçağın yapısal bazı parçaları da firmanın imzasını taşıyor. Alp Havacılık, F-35’in motoru F135 için de 100’ün üzerinde bileşen üretiyor. Bunların arasında; 2, 3, 4 ve 5’inci kademe titanyum yekpare fan rotorları (integrated blade rotors / IBRs) ve fan pervanesi arka gövdesi yer alıyor. Alp Havacılık, Pratt & Whitney ile imzaladığı Ar-Ge projesi kapsamında, nikel IBR kademelerinin üretimi üzerinde de çalışıyor. 
  • ASELSAN, aviyonik sistemler ve uçağın elektro-optik hedefleme sisteminde kullanılan optik bileşenler ile ilgili çalışmalar yürütüyor.
  • AYESAŞ, projedeki çalışmalarına, kokpitte yer alan bir ekranın yazılım geliştirme işi ile başladı. Devam eden süreçte, füze kontrol arayüz birimi kartı tasarımı konusunda rol aldı ve bu kartların üretimini, tek kaynak olarak üstlendi. Daha sonra, Panaromik Kokpit Ekranı (Panaromic Cockpit Display / PCD) üzerinde yer alan çok sayıda elektronik devre kartı ve modülü, tek kaynak olarak üretmeye başladı. Son olarak, 2017 yılında, PCD’nin güç kaynağı modüllerini üretme işini de üstlendi.
  • Fokker Elmo Turkey, uçakların Elektrik Kablajı ve Bağlantı Sistemi (Electrical Wiring & Interconnection System / EWIS)’nin %40’ını üretiyor. Firma, ayrıca, TUSAŞ tarafından üretilen orta gövdenin kablajını ve uçağın motorunun EWIS’ini de sağlıyor.
  • HAVELSAN, Türkiye’nin F-35 Entegre Pilot ve Bakım Eğitim Merkezi (Integrated Pilot and Maintenance Training Center / ITC)’ni, anahtar teslim olacak şekilde kuruyor.
  • Gür Metal, uçağın, füze kontrol arayüz biriminin kasasını üretiyor.
  • Kale Havacılık, uçak gövde ve kanat yapısal parçalarının yanı sıra iniş takımları için de parçalar üretiyor.
  • Kale Pratt & Whitney, F135 motorunun çeşitli parçalarını üretiyor.
  • TUSAŞ, F-35A uçaklarının orta gövdesini, ABD dışındaki tek kaynak olarak üretiyor. Bunun yanı sıra; F-35 A/B/C Kompozit Komponentler; F-35A Metalik Alt Gövde Parçalarını; F-35A Hava Alığı; F-35 A/B/C Hava-Yer Harici Yük Taşıyıcı-Pylon da dünyadaki tek veya sayılı kaynaktan birisi olarak, yine TUSAŞ tarafından sağlanıyor.

 

Basın turu, F-35 üretim hattında incelemeleri de kapsadı.

 

Türkiye, uçağın üretiminin yanı sıra bakım ve idame faaliyetlerinde de rol alacak. Eskişehir 1’inci Hava İkmal Bakım Merkezi Komutanlığı, bu yıldan itibaren, Avrupa’da, F-35 uçaklarının F135 motoru için, bölgesel bakım, onarım, yenileme ve güncelleme (BOY&G / Maintanence, Repair, Overhaul and Upgrade / MRO&U) merkezi olarak hizmet verecek. Komutanlık, en az 3 yıl boyunca, bu alandaki tek merkez olacak.

Türk savunma ve havacılık sanayisinin iddialı olduğu bir diğer alan da F-35’in silah yükü. Radar izinin kritik olduğu görevlerde, silahlarını gövde içinde taşıyan F-35 için geliştirilen silahların, gövde içi taşıma bölmesine de sığabilmesi gerekiyor. ROKETSAN ve TÜBİTAK SAGE tarafından geliştirilen SOM-J de böyle bir seyir füzesi olarak öne çıkıyor. Ayrıca, ASELSAN ve TÜBİTAK SAGE tarafından geliştirilen Hassas Güdüm Kiti (HGK) de F-35’te kullanılabilecek bir diğer mühimmat olacak.

Basın mensupları, F-35’in kokpit gösterim simülatörünü deneme fırsatı da buldu.

 

İş Payları Değişebilir

Türk Hava Kuvvetleri kadar, Türk savunma ve havacılık sanayisi için de önemli bir proje olan JSF kapsamında, Türkiye’nin iş payının, en az, tedarik edeceği uçakların maliyeti kadar; yani yaklaşık 12 milyar dolar olması hedefleniyor. Diğer yandan, program ilerledikçe, maliyet artışının, beklenenin daha üzerinde gerçekleşmesi, programa dâhil olan ülkelerin sanayileri için yeni fırsatları da doğurabilir. JSF Program Ofisi ve Lockheed Martin, tedarik ve ömür devri maliyetlerini düşürmek için, radikal adımlar da atabileceklerini; son olarak, uçağın Dağıtık Görüntüleme Sistemi (Distributed Aperture System / DAS)’nin üreticisini değiştirerek gösterdi. 2023 yılında teslimatları başlayacak olan 15’inci kafile F-35’lerde, Northrop Grumman’ın DAS’ı yerine, Raytheon üretimi DAS kullanılacak. Lockheed Martin, yeni DAS’ın avantajlarını sayarken, ilk sıraya, programın ömür devri boyunca sağlayacağı ve 3 milyar doları aşması beklenen tasarrufu koyuyor. Yeni DAS’ın birim maliyeti, yaklaşık %45; bakım ve idame maliyetleri ise yaklaşık %50 daha düşük olacak.

 

Projenin ortası diyebileceğimiz bir aşamada, DAS gibi kritik bir sistemde tedarikçi değişimine gidilmesi, hem maliyetleri düşürme konusundaki kararlılığı hem de değişimin maliyeti makul olduğunda, hiçbir firmanın yerinin garanti olmadığını gösteriyor.

Burada, Türk savunma ve havacılık sanayisi için, hem bir tehdit hem de bir fırsat bulunuyor. Programda görev alan Türk firmalarının, maliyet konusunda rekabetçi olmaya devam etmeleri ve ortaya çıkabilecek rakiplerini gözetmeleri gerekiyor. Diğer yandan, özellikle maliyet konusunda fark yaratabildikleri yeni iş paketlerini üstlenerek iş paylarını arttırmaları da mümkün.

Genelkurmay Genel Plan Prensipler Başkanlığı Kuvvet Geliştirme ve Kaynak Yönetimi Daire Başkanı Tümgeneral Reha Ufuk Er, F-35’in etkinliğinin, SOM-J ve HGK ile artacağına da dikkat çekti.

İş Birliği Vurgusu

Türkiye’nin ilk 2 F-35’inin Lockheed Martin tesislerinden çıkışını sembolize eden tören, 21 Haziran’da, Türkiye ve ABD’den çok sayıda katılımcı ile gerçekleştirildi. Projede yer alan Türk firmalarının yetkilileri de törenin katılımcıları arasında yer aldı.

Konuşmacılar, törende, sırasıyla, şunları söyledi:

  • Lockheed Martin Başkan Yardımcısı Orlando Carvalho, Forth Worth’daki tesislerden, 1942’den bugüne kadar, yaklaşık 7.000 uçak teslim edildiğini ve bu mirasın, F-35’lerle devam edeceğini belirtti.
  • Lockheed Martin Başkanı ve CEO’su Marillyn Hewson, F-35’in, dünyanın özgür ülkelerinin iş birliği yaparak neleri başarabileceğinin bir göstergesi olduğunu vurguladı.
  • Genelkurmay Genel Plan Prensipler Başkanlığı Kuvvet Geliştirme ve Kaynak Yönetimi Daire Başkanı Tümgeneral Reha Ufuk Er, F-35’in, hem Türkiye’nin hem de NATO’nun savunması için önemli bir kabiliyet olduğunu ifade etti. Tümgeneral Er, F-35’in etkinliğinin, SOM-J ve HGK ile artacağına da dikkat çekti.

Savunma Sanayii Müsteşar Yardımcısı Serdar Demirel, JSF programının, uluslararası iş birliği için bir örnek teşkil ettiğini belirtti.

  • Savunma Sanayii Müsteşar Yardımcısı Serdar Demirel, ABD ve Türkiye’nin, savunma sanayisinde, alım ve satımın ötesinde, iş birliği ve ortak geliştirmeyi de kapsayan bir ilişkiye sahip olduğunu söyledi. Demirel, JSF programının, uluslararası iş birliği için bir örnek teşkil ettiğini de belirtti.

18-0001 ve 18-0002 kuyruk numaralarına sahip ilk 2 F-35, pilot eğitimlerinde kullanılmak üzere, Arizona’da yer alan Luke Hava Üssü’nde görevlendirilecek. Türkiye’deki, F-35 uçaklarının konuşlandırılacağı; pilot ve bakımcı eğitimlerinin gerçekleştirileceği entegre eğitim merkezine de ev sahipliği yapacak ilk üs olan Malatya 7. Ana Jet Üs Komutanlığı’nın aktivasyon çalışmalarına, halihazırda devam ediliyor. İlk uçakların, 2019 yılının Kasım ayında Türkiye’ye gelmesi ve 2020 yılından itibaren, eğitim faaliyetlerinin Türkiye’de devam etmesi planlanıyor.

1,076 toplam görüntüleme, 4 bugünkü görüntüleme