Türk Savunma ve Havacılık Sanayisi ve Tedarikin Önemi – MSI Dergisi: Türk Savunma ve Havacılık Sanayisinin Güncel Referans Bilgi Kaynağı ve Yenilik Habercisi

Türk Savunma ve Havacılık Sanayisi ve Tedarikin Önemi

3 Ekim 2018

MSI Dergisi’nin 162’nci sayısında yayımlanan analiz, derginin İnternet sitesinde paylaşılmıştır:

 

Dr. Nevzat ÇAĞLAYAN / e-posta: nevcaglayan@gmail.com

Danışman ve Eğitimci, EYDEM Savunma-Havacılık Akademisi ve Çözüm Merkezi (www.eydem.com)

 

Savunma Sanayimize Genel Bakış

Ülkemizin, jeopolitik yapısı nedeniyle maruz kaldığı tehditlerin büyüklüğü, diğer ülkelerden çok fazladır. Her türlü tehdide karşı caydırıcılık sağlayacak güçlü bir orduya sahip olmak kaçınılmazdır. Güçlü bir orduya sahip olunabilmesi için ise gerektiğinde vatanı için seve seve canını vermeye hazır olan insan kaynağı ve modern silah ve teçhizat önem arz eder. Modern silah ve teçhizat için de güçlü bir savunma ve havacılık sanayisine sahip olunması gerekmektedir. Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK)’ni oluşturan insan kaynağının gücünden bir şüphemiz yoktur. Ancak daha modern silah ve teçhizat için, Türk savunma ve havacılık sanayisinin daha da güçlendirilmesine ihtiyaç duyulmaktadır.

Hiç şüphesiz; 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı ile birlikte maruz kalınan silah ambargosundan alınan derslerle gelişimi ivme kazanan savunma ve havacılık sanayimize, öncülük ve en büyük destek, TSK’dan gelmiştir. Milletimiz, TSK’yı güçlendirmek için kurulan vakıfları maddi olarak desteklemek için, hiçbir fedakârlığı yapmaktan kaçınmamıştır.

Bu vakıflar sayesinde de savunma ve havacılık sanayimizin çekirdek kuruluşları hayata geçirilebilmiştir. Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı gibi harekâtlardan alınan dersler de şüphesiz savunma ve havacılık sanayimizin gelişimi açısından önemlidir. Bu harekâtlarla savunma ve havacılık sanayimizin önemi, iyice ortaya çıkmıştır ve güçlendirilmesinin zarureti görülmüştür. Milletimizin, geçmişte olduğu gibi, bugün de talep edildiği takdirde, başlatılacak kampanyalar ile savunma ve havacılık sanayimize her türlü desteği sağlayacağına inanıyoruz.

 

TSK + Savunma ve Havacılık Sanayimiz = Ulusal Güvenlik ve Barış

Savunma ve havacılık sanayisine ve TSK’ya yapılan harcamalar, zaman zaman tüketime giden harcamalar gibi değerlendirilir. Aslında, savunma ve havacılık sanayisinin ve TSK’nın esas üretiminin “Ulusal Güvenlik ve Barış Ortamı” olduğu; bu ortam olmadan da hiçbir ekonomik ve sosyal faaliyetin gerçekleşmeyeceği; güvensiz bir ortamda, ülkenin tüm ekonomik göstergelerinin olumsuz etkileneceği; “Devletin Bekasından ve İtibarından Tasarruf Yapılamayacağı”, genel olarak kabul gören bir gerçektir. En son icra edilen Zeytin Dalı Harekâtı da ülkemiz için güçlü bir TSK’nın ve güçlü savunma ve havacılık sanayisinin ne kadar önemli olduğunu; ancak bu şekilde, “Ulusal Güvenlik ve Barış Ortamı”nın sağlanabileceğini göstermiştir.

EYDEM Savunma-Havacılık Akademisi ve Çözüm Merkezi Danışmanı ve Eğitimcisi Dr. Nevzat Çağlayan, verdiği eğitimlerden birinde, savunma sanayimizden katılımcılarla birlikte.

 

Türkiye’nin Büyüyen Gücü: Savunma ve Havacılık Sanayimiz

Savunma ve havacılık sanayimizde, özellikle son 15-20 yıllık süreçte, ana yüklenici firmalarımıza, ana sistem projelerinin özgün olarak gerçekleştirilmesi sorumluluklarının verilmesi sayesinde, TSK’nın ihtiyaçlarının, yaklaşık %65 yurt içi katkı payı ile karşılanması aşamasına gelinmiştir. 2017 yılı savunma ve havacılık sanayi performansı, özet olarak şöyle gerçekleşmiştir:

  • Satışlar (Ciro): 6.693 milyar dolar
  • İhracat: 1.824 milyar dolar
  • Ar-Ge Harcamaları (Ürün ve Teknoloji Geliştirme): 1.237 milyar dolar
  • Kişi Başı Ciro: 149.604 dolar
  • SASAD’a Kayıtlı İmalatçı Firma: 192
  • SASAD’a Kayıtlı Firmaların Toplam İstihdamı: 44.740 kişi

Savunma ve havacılık sanayisinde, dünya cirosu, 2014 yılı için, 401 milyar dolardır. Türkiye’nin cirosu ise dünya cirosunun yaklaşık %1,2’sidir. Türkiye’de, savunma ve havacılık sanayinde, 2017 yılında kişi başı ciro miktarı yaklaşık 149.604 dolar iken, savunma ve havacılık sanayisi gelişmiş olan Avrupa’da bu rakam, 250.000-300.000 dolar arasındadır. Dünya savunma ve havacılık sanayisinin pazar hacmi, 2014 yılı için, 94,5 milyar dolardır. Türkiye’nin ihracatı ise yaklaşık dünya pazar hacminin %1,8’dir. Türkiye, dünya savunma ve havacılık sanayisi ihracat sıralamasında, 12’nci sırada yer almaktadır. 117 ülkeye ihracat yapılmaktadır.

Türkiye’nin, savunma, havacılık ve güvenlik sektöründeki 2023 yılı ihracat hedefi ise 25 milyar dolardır. İhracat hedefinin parasal olarak büyüklüğü önemli olmakla birlikte, diğer önemli bir husus ise ne tür ürünlerin ihraç edilmesinin hedef alındığıdır. İhraç edilecek ürünler; offset kapsamında, diğer ülkelerin ana sistemlerinin ve platformlarının teknolojik olarak önem arz etmeyen kısımları mı, yoksa kritiklik arz eden, teknolojik seviyesi yüksek kısımları mı olacaktır? İhracatımızın ne kadarı, kendi tasarımımız, üretimimiz olan; helikopter, tank, uçak, füze sistemleri, zırhlı muharebe aracı, savaş gemisi, insansız hava aracı gibi ana sistemleri ve platformları kapsayacaktır?

Savunma Sanayii Müsteşarlığı (SSM)’nın projelerde talep ettiği Sanayi Katılımı/Offset (SK/O) oranı, hâlihazırda %70’dir. Türk sanayisi tarafından gerçekleştirilecek iş payında (Kategori-A Yerli Katkı); Yan Sanayi/KOBİ katılımı %30 olarak, KOBİ iş payı oranı ise %15 olarak uygulanmaktadır. SSM; Mart 2017 ayında yayınlanmış olan, 2017-2021 Stratejik Planı kapsamında ise SK/O oranının %80 olmasının hedeflendiği açıklanmıştır.

SSM tarafından yayınlanmış olan “2015 Yılı Verileri ile Savunma Sanayii Analizi Raporu”nda, sektör mercek altına alınmış ve iyileştirme noktalarına ışık tutulmuştur. Bu rapor incelendiğinde görüleceği üzere:

  • İncelemeye alınan 163 firmadan, ilk 5 firmanın toplam cirosunun, sektörün toplam cirosunun %67‘sini, ilk 25 firmanın toplam cirosunun ise %93’ünü oluşturduğu; sektör toplam cirosunun %71’inin ana yüklenicilerden, %24’ünün alt yüklenicilerden, %5’inin ise yan sanayiden geldiği,
  • Bu durumun, sektörün dolaylı ciro üretemediğini gösterdiği; ana yüklenici firmaların alt yüklenici ve yan sanayi firmalarına yeterli büyüklükte iş aktarımı yapması ile dolaylı cironun artabileceği; sektörün büyümesi için dolaylı cironun artmasının gerektiği; sektörün cirosu içinde, alt yüklenicilerin ve yan sanayinin payının çok düşük düzeyde kaldığı, bunun da savunma ve havacılık sanayisinde yeterince derinleşilemediğini gösterdiği,
  • Özellikle ana yüklenici firmaların sahip oldukları kaynaklarla yeterli satış rakamlarına ulaşamadıkları ve verimliliğin arttırılması gerektiği; bunun sektörün yıllara sâri projelerinin olmasından kaynaklanabileceği; ancak bir diğer nedeninin ise etkin olmayan stok yönetimi ve tedarik zinciri yönetimi olduğu değerlendirilmektedir.

 

Dünya Savunma ve Havacılık Sanayisinde Türkiye’nin Yeri

ABD‘de yayınlanan “Defence News” dergisinin her yıl Temmuz ayında açıkladığı ve dünyanın en büyük savunma ve havacılık sanayisi şirketlerinin, savunma ve havacılık cirosuna göre derlendiği 2017 Yılı “Top 100” listesine göre; 1’inci sırada Lockheed Martin, 43,5 milyar dolar; 3’üncü sırada BAE Systems, 23,6 milyar dolar; 7’nci sırada Airbus Group, 12,3 milyar dolar; 9’uncu sırada Leonardo, 8,5 milyar dolar; 10’uncu sırada Thales, 8,3 milyar dolar; 11’inci sırada Almaz-Antey, 7,4 milyar dolar; 19’uncu sırada Hanwha, 4,2 milyar dolar; 21’inci sırada Mitsubishi, 4 milyar dolar; 26’ncı sırada Rheinmetall, 3,3 milyar dolar; 27’nci sırada Elbit Systems, 3,1 milyar dolar; 57’nci sırada ASELSAN, 1,2 milyar dolar; 61’inci sırada TUSAŞ, 1,1 milyar dolar; 98’inci sırada ROKETSAN, 0,4 milyar dolar ile yer almaktadır.

Listede, Çin Halk Cumhuriyeti firmaları, yayıncının tercihi ile yer almamaktadır. Şüphesiz Türkiye‘den üç firmanın, dünyanın ilk 100 savunma ve havacılık sanayi firması arasında yer alması başarıdır. Ancak listedeki Türk firmalarının cirolarının toplamının (2,7 milyar dolar), 27’nci sırada yer alan Elbit Systems’in cirosu (3,1 milyar dolar) kadar olmadığı da bize kat edilecek daha çok mesafe olduğunu göstermektedir.

Savunma ve Havacılık Sanayisinde, Gündemdeki Önemli Projeler

Savunma ve havacılık sanayisinin gündeminde; savaş uçağı, askeri helikopter, helikopter motoru, savaş gemisi, denizaltı, tank, tank güç grubu, hava savunma füze sistemleri, zırhlı muharebe araçları, uydu ve uydu fırlatma sistemi, silahlı insansız hava araçları, İHA motorları, tanksavar füze sistemleri gibi, oldukça iddialı projeler bulunmaktadır. SSM’nin yürüttüğü projelerin toplam sayısı, yaklaşık 600’dür. SSM tarafından sözleşmeye bağlanan ve yürürlükte olan projelerin hacmi ise yaklaşık 42 milyar dolardır. İhale süreci devam eden 250’den fazla proje de göz önüne alındığında, bu rakamın, 60 milyar doların üzerinde olacağı öngörülmektedir. Buradan hareketle sektörde 60 milyar dolarlık iş hacmi bulunduğu; önümüzdeki 10 yıl içinde, tasarım aşamasından seri üretim aşamasına geçecek projeler ile birlikte, bu rakamın, 100 milyar dolara yükseleceği söylenebilir.

Türkiye, savunma ve havacılık sanayisi ürünlerini yurt dışından alan bir ülke olmaktan giderek çıkarak, artık bu sektörde ortak proje yapan, ihracat yapan bir ülke hâline gelmiştir. Tüm bu projeleri gerçekleştirmek için, SSM’nin üzerinde önemle durduğu “Yurt İçi Net Katkı Payı (YİKP)”nı sağlamak için, ana yüklenici firmalarımızın, etkin ve yaygın bir şekilde alt yükleniciler ile çalışması gerekmektedir. Bu nedenle yukarıda belirtilen projelerde, çok sayıda alt yüklenici firmanın görev alması beklenmektedir.

Savunma ve Havacılık Sanayimizde Tedarik Zinciri

Savunma ve havacılık sanayimizdeki tedarik zincirini, bir piramide benzetebiliriz. Şekil 1’de yer alan piramidin taban alanını büyütürsek savunma ve havacılık sanayisindeki derinleşme ve sektörün tabana yayılması o kadar büyük olacak ve ürünlerde, yurt içi katkı payı artacaktır. Şüphesiz bu piramitte, orta büyüklükteki “ana alt yüklenicilerin de rolü önemlidir. Sektörde, küçük firmaları entegre edecek, ana yüklenicilere alt sistem bazında hizmet verecek nitelikli ana alt yüklenicilere ihtiyaç duyulmaktadır.

Piramitte yer alan ana yüklenici firmaların bir kısmı, gündemde olan projenin özelliğine ve sahip oldukları kabiliyetlerine göre alt yüklenici olabileceği gibi, alt yüklenicilerin bir kısmı da ana yüklenici olarak rol alabilmektedir. Tedarik zincirindeki her firma, hem alıcı hem de satıcı rolündedir. Tedarik faaliyetleri, her boyuttaki firma için çok önemlidir.

 

Şekil 1. Savunma ve Havacılık Sanayimizde Tedarik Zinciri (Tedarik Piramidi)

Tedarik Faaliyetlerinin, Firmalar İçin Stratejik Önemi

Günümüzde, firmaların, kârlarını arttırmak için, sadece pazarlamaya, satışa ve iş geliştirmeye yoğunlaşması, yeterli değildir. Maliyetleri düşürmek ve rekabet edebilir fiyatlara ulaşmak da önemli rol oynar. Artık tüm dünyada, firmalar, eskisi gibi yüksek kâr oranları ile çalışamamaktadırlar. Firmalar, satarken ve alırken kazanırlar. Bu nedenle de maliyetleri düşürmek ve alırken de kazanmak, firmalar için giderek önem kazanmaktadır.

Bu ortamda, Türk firmaları, alım maliyetlerini, çalıştıkları tedarikçi ve alt yüklenici sayısını arttırarak ve pahalı yurt dışı kaynaklar yerine, yurt içinde ucuz kaynaklar bularak düşürebilirler. Savunma ve havacılık sanayisi firmalarında, tedarik bölümleri, genel gideri arttırıcı bölümler olarak değil, kârı arttırıcı bölümler olarak görülmelidir. Tedarik bölümleri de firmanın kârını arttırıcı misyonları olduğunun bilinci ile çalışmalıdır.

Sektördeki firmalarımız, önümüzdeki dönemde, sürdürülebilir büyüme için, ihracatı arttırmak mecburiyetindedir. Kârı ve ihracatını arttırmak için ise kalitesi, teknoloji seviyesi ve katma değeri yüksek işler yapmak, maliyetlerini düşürmek, tedarikte karşılaşacakları riskleri azaltmak için alternatif kaynak arayışlarını arttırmak durumundadırlar. Tüm bu nedenlerle; “firmaların tedarik faaliyetleri”, stratejik öneme haizdir.

 

Tedarik Faaliyetlerinin, Ülkemiz İçin Stratejik Önemi

Ülkemiz için, savunma ve havacılık sektöründe çalışan firma sayısının arttırılmasının; yurt içi katkı payının arttırılması, teknolojinin ve kalitenin yükseltilmesi, maliyetlerin düşürülmesi dışında başka bir hedefi de ne olabilir?

Ana sistem seviyesinde proje gerçekleştirme yeteneğine sahip olan Türkiye; kritik alt sistem, hammadde ve malzemelerini yurt içinde geliştirerek dışa bağımlılıkta güvenlik riskini asgari seviyeye indirmeyi; alt sistem seviyesinde de özgün ürünler üretmeyi hedeflemiştir. Örneğin; SSM’de, “Motor ve Güç Aktarma Sistemleri Dairesi Başkanlığı” kurulmuştur.

Firmaların tedarik bölümleri; raftan hazır malzeme alma yanında, alt yüklenicilere parça ve alt sistem tasarım ve imalatı yaptırarak sanayileşmeye de hizmet etmektedirler. Son zamanlarda, ana yüklenici firmalardaki tedarik bölümleri, “Tedarik ve Sanayileşme Bölümleri” adı altında organize olmaya başlamışlardır.

Milli savunma ve havacılık sanayisinin gelişmesi ve derinleşmesi; ilk tedarik maliyeti ve uzun yıllar süren lojistik destek maliyeti dikkate alındığında, yurt dışı tedarikin, yurt içi tedarike göre çok pahalı olması dışında:

  • Yurt dışı üreticilerin ve ülkelerin, bazı kritik alt sistemlere (görev bilgisayarı, güç grubu gibi…) kullanım kısıtlaması koyması,
  • Bu sistemler vasıtası ile bilgi transferi yapılma riski olması,
  • Gerektiğinde, lojistik desteğin kesilebilmesi ile ülkenin güvenliğinin etkilenmesi,

yönlerinden de önemlidir. Ayrıca, Türkiye’nin ihraç edeceği ana sistemlerde kullanılan kritik alt sistemlerin ve ham malzemelerin alındığı ülkelerin, ihracat kısıtlamasına gitmesi riski de vardır.

Yukarıda belirtilen nedenlerden dolayı, firmaların tedarik bölümlerinin, nitelik ve nicelik yönünden güçlendirilmesi, sadece firmalar için değil, ülkemiz için de stratejik önem taşımaktadır. Savunma ve havacılık sanayisinde; sanayinin derinleşerek tabana yayılması ve teknolojik olarak derinleşmenin sağlanması, ekonomik nedenlerin ötesinde, Türkiye’nin güvenliği için hayati bir konudur. Ülkemiz için savunma ve havacılık sanayisi, ulusal güvenlik açısından önemli olmakla birlikte, ulusal ekonomi açısından da stratejik sektör hâline gelmiştir.

 

Tedarik Faaliyetlerinde, Tasarım ve Geliştirme Döneminin Önemi

Firma tarafından sipariş alındıktan ya da sözleşme imzalandıktan sonra, mühendislik bölümünce, işin kapsamında varsa tasarım ve geliştirme çalışması yapılır. Tasarımda önemli olan husus; fiyat olarak ucuz, piyasada rahat bulunan, çok sayıda satıcısı olan ve tercihen yurt içinde üretilen malzeme ve alt sistemlerin seçilmesi ve geliştirme ve kalifikasyon aşamasında, bunların kullanılmasıdır. Bu aşamada tasarımcı, tedarik bölümünden yararlanmalı ve koordineli çalışmalıdır.

Tasarımda, malzemeler, mümkünse alternatifli olarak belirlenmelidir. Böylelikle tedarik aşamasında, çok sayıda firmadan teklif alınması ve fiyat ve performans açısından en uygun alternatifin seçilmesi sağlanmalıdır. Tek bir malzeme ya da alt sisteme göre tasarım yapılması zorunlu ise fiyat ve performans yönünden en uygun seçenek esas alınmalıdır. Tasarımdaki seçim nedeni ile “Tek Kaynak Alımı” olan bir tedarik faaliyetinde, tedarikçinin pazarlık gücünün azaltılması ve temin edilebilirlikteki risklerin asgariye indirilmesi zordur.

Geliştirilen bir sistemin maliyetinin yaklaşık %75’i, tasarım safhasında belirlenir. Bu nedenle yaratıcı ve maliyeti göz önünde bulunduran tasarım, önemli bir maliyet düşürücüdür. Yapılan tasarımlar; içerisinde proje, üretim ve tedarik bölümünden de üye bulunan bir üst kurul tarafından kapsamlı değerlendirme yapılmadan uygulamaya konmamalıdır.

 

“Bir Ürünün Ekonomisi, Tasarımla Başlar”

Genellikle uzun zaman alan tasarım, prototip geliştirme, prototiplerin testi, ürünün kalifikasyonu sürecinden sonra, seri üretim aşamasına gelinir ve nihai ana ürün konfigürasyonu ve fiyatı ortaya çıkar. Bu aşamada, bazı projelerde, ürünün, mevcut fiyat ile satışının zor olacağı ortaya çıkar ve maliyet azaltıcı çalışmalar başlatılır. Öncelikli olarak da malzeme tedarik edilen firmalardan, fiyat indirimi alınmak istenir. Ancak bu yolla edinilecek nihai ürün maliyet indirimi kısıtlıdır.

Üründe tasarım değişikliklerine gidilerek daha az maliyetli malzeme ve alt sistem kullanılabilecek olunması durumunda ise bu durumun gerçekleşmesi, yeniden kalifikasyon sürecinin yaşanmasını gerektireceğinden, ilave zaman ve bütçeye ihtiyaç duyulur. Bu nedenle bu yola gidilmeyebilir. Uygun olan, maliyet azaltmaya yönelik çalışmaların tasarım aşamasında başlatılması ve maliyet etkin bir tasarımın yapılmasının sağlanmasıdır. Tasarım bölümlerine, misyonun; “İstenen ürünün tasarımının, en maliyet etkin şekilde yapılması” olduğu belirtilmelidir.

 

Savunma ve Havacılık Sanayimizin Geleceği

Önümüzdeki 10 yıl içinde, savunma ve havacılık sanayimizin, çok daha gelişeceğini söyleyebiliriz. SSM tarafından başlatılan; “Endüstriyel Yetkinlik Değerlendirme ve Destekleme Programı (EYDEP)” ve “Türk Savunma Sanayi Ömür Devri Yönetimi Platformu (TSSÖDYP)” çalışmalarının da sektörün gelişmesine katkı sağlayacağını değerlendirmekteyiz.

Savunma ve havacılık sanayimizde, kritik kütlenin aşıldığını ve zincirleme reaksiyonun başladığını görmekten; önümüzdeki dönemde, artık TSK’nın ihtiyaçlarının büyük bir kısmının dışarıdan hazır alınması yerine, yurt içinden karşılanabileceğini hissetmekten, büyük kıvanç duyuyor ve bu aşamaya gelmemizde tüm emeği geçenlere, şükranlarımızı sunuyoruz.

Savunma ve havacılık sanayimizin, önümüzdeki dönemde, devletimizin stratejik hedeflerine ve öncelikli teknolojik alanlara yönelik yeni projelerle daha da büyüyeceği dikkate alındığında:

  • Savunma ve havacılık sanayimizin etkinliğinin ve veriminin arttırılması,
  • Projelerin teknik isterleri sağlayarak planlanan takvimde, kapsamda, bütçede bitmesi için,

mevcut ve yeni alınan personelin, danışmanlık ve eğitim desteği ile tedarik konusunda hızlı bir şekilde bilgilendirilmesi ve yaşanan tecrübelerden faydalandırılması önem kazanmaktadır.

EYDEM Savunma-Havacılık Akademisi ve Çözüm Merkezi, bu noktada, 18 danışmanı ve eğitimcisi, 32 sektörel eğitimi ile savunma ve havacılık sanayimizin gelişmesine, danışmanlık ve eğitim hizmeti ile en iyi şekilde katkı vermeye devam etmektedir.

Yazımızı, ünlü Fransız devlet adamı Charles De Gaulle’ün bir sözüne bir ilave yaparak bitirmek istiyoruz: “Savunma sanayisinin amacı, başkalarından izin ve yetki almadan kullanılabilecek savunma sistemlerini üretmektir.” Günümüzde, bu söze, izin ve yetki almadan kullanımla birlikte, ihraç edilebilmeyi de eklemek, kaçınılmaz hâle gelmiştir.

380 toplam görüntüleme, 17 bugünkü görüntüleme