Türkiye’nin Uzman Yazılım Mühendisliği Şirketi: ICterra – MSI Dergisi: Türk Savunma ve Havacılık Sanayisinin Güncel Referans Bilgi Kaynağı ve Yenilik Habercisi

Türkiye’nin Uzman Yazılım Mühendisliği Şirketi: ICterra

28 Aralık 2016

ICterra Strateji ve İş Geliştirme Direktörü Mehmet Arif Sezgin, ICterra Kamu ve Savunma Sektör Direktörü Hüseyin Ciğeroğlu ve ICterra Mühendislik Direktörü Özlem Şahin Gök’ün MSI Dergisi’nin 136’nciı sayısında yayımlanan söyleşisinin tam metnine aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Hikâyesi; çalışma hayatına Siemens’in Türkiye’deki Ar-Ge departmanı olarak başlayan ekibin, ayrı ve milli bir şirket olarak faaliyetlerine devam etmesi ile başlayan ICterra, hem sivil hem kamu hem de savunma ve havacılık sektörlerinde, uzman yazılım mühendisliği şirketi olarak öne çıkıyor. ICterra’nın hikâyesini, çalışmalarını ve gelecek planlarını; ICterra Strateji ve İş Geliştirme Direktörü Mehmet Arif Sezgin, ICterra Kamu ve Savunma Sektör Direktörü Hüseyin Ciğeroğlu ve ICterra Mühendislik Direktörü Özlem Şahin Gök’ten dinledik.

MSI Dergisi: ICterra, hem sivil hem de kamu ve savunma sektörlerinde faaliyet gösteren bir firma. KOBİ boyutunda olsa da ICterra’nın, faaliyet gösterdiği alanlarda önemli bir yere ve etkiye sahip olduğunu görüyoruz. Firmanın geçmişi ve bugününden kısaca bahsedip, faaliyet gösterdiği alanlardaki konumu ve iş payı hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Mehmet Arif SEZGİN: ICterra’nın çeyrek asırlık bir öyküsü var. 1991 yılında, çok uluslu bir firma olan Siemens’in Ar-Ge departmanı olarak yolculuğumuza başladık. Firma, bu dönemde, Siemens’in dünya pazarında yer alan birçok telekomünikasyon ürününü desteklemeye yönelik yazılım geliştirme faaliyetlerini gerçekleştiriyordu.

Genel Müdürümüz Vedat Uslu’nun, 2013 yılında, şirket yönetimini ve hisselerini devralması ile ICterra adını aldık ve milli bir yazılım mühendisliği firması hüviyetini kazandık. Bu tarihten sonra, yetkinliklerimizle hem iç pazara hem de dış pazara çözüm ve hizmet sunabilmek için çalışmalarımızı yoğunlaştırdık.

Kullanıcılarımıza, çok geniş bir perspektifte fayda sunabileceğimiz bir alanda çalışıyoruz. Bugün bilgi teknolojileri; günlük yaşamda kullandığımız basit uygulamalardan, soframızdaki sütün üretilmesi ve evimize ulaşması gibi hayatımızı idame eden süreçlere ve ülke savunması gibi hayati işlevlere kadar pek çok alanda role sahip.

Yurt dışında, ağırlıklı olarak Avrupa Birliği pazarına yönelik faaliyetler gösteriyoruz. Telekomünikasyon alanında devam eden yazılım geliştirme projelerimiz, faaliyetlerimizin bir bölümünü oluşturuyor. Bu projelere, yenilerini katarak devam ediyoruz. Bunun dışında, geçtiğimiz dönemde, bir Japon firması olan Wacom ile uzun soluklu bir yazılım Ar-Ge iş birliğine adım attık. Çeşitli ürünlerindeki mobil uygulamalarının geliştirilmesinde rol alıyoruz.

Yurt içinde de büyüme hedefimiz doğrultusunda ilerliyoruz. Savunma ve havacılık projeleri, kamu projeleri ve kurumsal pazara odaklanmış durumdayız. Bu sene, İstanbul şubemizi de hizmete açarak kurumsal pazara yönelik faaliyetlerimizi güçlendirdik. Diğer taraftan, kamu alanında, hâlihazırda yürüttüğümüz projelere yenilerini ekleme yönünde önemli ilerlemeler kaydettik.

Savunma ve havacılık sanayisi ise özel önem verdiğimiz ve yoğunlaştığımız bir alan. Geçmişten gelen teknik yetkinliklerimizi ve kurumsal tecrübemizi göz önüne alarak bu alanda sorumluluk alabileceğimizi değerlendirdik ve yola çıktık. Türkiye, önemli milli savunma projelerini yürütüyor ve bunlara yenilerini ekliyor. Biz de bu projelerin bazılarında, ana yüklenici firmalarımıza yazılım mühendisliği hizmeti sunmak sureti ile yer alıyoruz. Savunma ve havacılık sektörlerinde yazılım, diğer alanlardaki çalışmalardan oldukça önemli farklılıklar arz ediyor. Bu nedenle ilk etapta, bir takım altyapısal yatırımlar ve hazırlıklarla yola çıktık. ICterra’nın geçmiş tecrübeleri ve kurumsal hafızası, savunma ve havacılık sektörüne süratle intibak etmemize büyük katkı sağladı.

 MSI Dergisi: ICterra ile ilgili güncel verileri ve kurumsal yapınızı okuyucularımızla paylaşabilir misiniz? Yakın, orta ve uzun vadede bu rakamları hangi noktalara çekmeyi hedefliyorsunuz?

Mehmet Arif SEZGİN: İhracat hacmimizi arttırmanın yanında yurt içi piyasada da hızlı bir büyüme stratejisi izliyoruz. Bilişim 500 araştırmasına göre, Türkiye’de yazılım ihracatı kategorisinde, 2013 yılında 8’inci sıradayken 2015’te 6’ncı sıraya yükseldik. Genel kategoride yapılan sıralamada ise 240’ıncı sıradaki yerimizi 37 basamak ilerleterek 203’üncü sırada yer aldık.

ICterra, 2015 yılında, satış rakamlarına göre yaklaşık %40’lık bir büyüme gerçekleştirdi. 2016 için de yakın seviyelerde bir büyüme öngörüyoruz.

Diğer taraftan, 2015 verilerine göre; %35 yurt içi satışlar %65 ihracat olarak oluşan bölüşümü, orta vadede, %50-%50 dengesine getirmeyi hedefliyoruz. Uluslararası firma olma kimliğimizi hiç kaybetmeden, aynı ölçüde iç pazara da hizmet sunma amacındayız. Tabii bu dengenin sağlanması ile şirket faaliyetlerinin sürdürülebilir karakterinin güçlendirilmesini de hedefliyoruz.

ICterra’nın bugüne kadar ortaya koyduğu başarıların temelinde yer alan, bundan sonraki hedeflerini gerçekleştirmede de güvendiği en önemli unsur kurumsallaşma. Büyüme hedefimiz doğrultusunda,proaktif ve dinamik iş yapma anlayışımızı koruyarak, kurumsal yapımızı güçlendirme yönünde çabalarımızı arttırdık: Özellikle savunma ve havacılık sektörü için önemli gördüğümüz CMMI Development (Capability Maturity Model Integration) modelini esas alarak süreç iyileştirme çalışmaları gerçekleştirdik. Yönetim Sistemimizi, CMMI, ISO 9001 (Kalite Yönetim Sistemi Standardı), ISO 27001 (Bilgi Güvenliği Yönetim Sistemi Standardı) ve ISO 14001’i (Çevre Yönetim Sistemi Standardı) dikkate alarak, Entegre Yönetim Sistemi olarak yeniden yapılandırdık. Böylece yürüttüğümüz tüm faaliyetler için tanımlamış olduğumuz süreçler dâhilinde, kurum genelinde standart uygulamaları hayata geçirdik. Bu yolla yalnızca yazılım geliştirme ve üretim süreçlerinde değil; şirketin tüm kurumsal fonksiyonlarında da süreçlerimizi oluşturduk, güncelledik ve uygulamaya aldık. Bu fonksiyonları sözleşme ve hukuk, finans ve muhasebe, pazarlama ve iş geliştirme, insan kaynakları, satınalma ve ofis yönetimi, altyapı ve güvenlik olarak sıralayabiliriz. Şu an tüm bu süreçler kapsamındaki çalışmalarımız belirlenmiş performans kriterlerine bağlı olarak yürütülüyor ve takip ediliyor. Aynı şekilde, kurumsal altyapımızın güçlendirilmesi, süreç uygulamalarımızın etkinlik ve verimliliğin arttırılması için, birçok araç yatırımı da yapıldı.

Doğal olarak, yönetim sistemi kapsamında dikkate aldığımız standart ve modeller için çeşitli belgelendirme çalışmaları da sürdürüldü. Var olan ISO 9001, ISO 27001, ISO 14001 belgelerine, az evvel belirttiğim üzere, Nisan ayında CMMI Development Seviye-3 de eklendi.

Tabi tüm bu çalışmalar ancak yetkin, konusunda uzman ve tam donanımlı çalışanlarla hayata geçirildiğinde başarıyı beraberinde getiriyor. Dolayısıyla İnsan Kaynaklarımız bizim en değer verdiğimiz kurumsal yapı taşımız.

Bildiğiniz gibi, küreselleşme ve dijitalleşme, özellikle içinde bulunduğumuz sektörün iş yapış şekillerini çok hızlı değiştiriyor; bu da sürdürülebilirlik ve iş kalitemiz açısından yeni yöntemlere çok hızlı adapte olmamızı ve yeni yetkinliklerle donatılmamızı gerektiriyor. Bu nedenle İK çalışmaları, şirketimiz yol haritasında çok önemli bir yer teşkil ediyor. İK faaliyetlerimiz, mühendislik ekiplerimizle koordineli olarak ve stratejik bir plan dâhilinde yürütülüyor. Zira İK, takdir edersiniz, yazılım işinin en önemli nüvesi. Yazılım geliştirme, emek ve bilgi yoğun bir konu olduğundan, İK sürecini doğru çalıştırarak mühendislik birimlerine etkin destek vermemiz, kritik öneme haiz.

Başarılı bir işveren markası olma yolunda, iş ve kurumsal hedeflerimizi, çalışanlarımızın profesyonel ve kişisel hedefleri ile uyumlu hâle getirmeyi istiyoruz. Çalışanlarımıza, yaptıkları işle fark yarattıklarını hissettirecek bir iş ortamı sunmak ve topluma hizmet eden bir markanın çalışanları olmaktan duyulan hazzı hep beraber paylaşmak da bizim için bir o kadar önemli.

Bugün itibarıyla 187 personelimiz var. Bunların %90’ı, yazılım mühendislerinden oluşuyor. Büyüme hedeflerimiz doğrultusunda, hem bu sayıyı arttırmayı hedefliyor hem de yetkinliklerimizi zenginleştirip derinleştirecek yeni iş arkadaşları ile buluşmayı amaçlıyoruz.

MSI Dergisi: ICterra’nın savunma ve havacılık alanında henüz ihracatı bulunmuyor; bununla birlikte, sivil alanda kazandığınız ihracat başarıları bulunuyor. Savunma sektöründe, KOBİ’lerin ihracat yapmasının önünde bir dizi zorluk olduğundan bahsediliyor. Siz, sivil alandaki tecrübelerinizden de yararlanarak, savunma alanında ihracat konusuna nasıl yaklaşıyorsunuz?

Mehmet Arif SEZGİN: Az önce değindiğim gibi, savunma ve havacılık alanında yazılımın farklı bir karakteri var. Teknolojik derinlik ve stratejik konum, ihracat bağlamında ciddi etkenler. Teknoloji tarafında işler biraz daha kolay. Bugün Türk mühendisleri, hemen her savunma sisteminde koşan yazılımlara hâkim olabiliyor, geliştirme yapabiliyorlar. Yeni projelerde bu yetkinlikler daha da artacak. ICterra da bu mühendislik ekiplerinin içinde yer almaya başladı ve yerli ürünlerimiz için yazılımlar geliştiriyor.

İsterseniz ihracat boyutunda, sivil ve savunma alanındaki son rakamlara değinelim. Ekonomi Bakanlığımız başta olmak üzere, devletimizin bilgi teknolojileri sektöründe önemli teşvik mekanizmaları mevcut. Savunma tarafında ise Savunma Sanayii Müsteşarlığı (SSM)’nın, ağırlıklı olarak offset uygulamaları olmak üzere bir dizi teşviki var.

Diğer taraftan, sektördeki girişimler de artarak devam ediyor. Bunların etkilerini somut olarak görebiliyoruz. 2015 rakamlarına bakacak olursak ülkemiz bilgi teknolojileri hizmet ve yazılım sektörünün toplam ihracat rakamı, bir önceki yıla göre iki kat artarak 2,2 milyar liraya ulaştı. Bunun %60’ını, 1,360 milyar lira ile yazılım ihracatı oluşturdu. Bu rakam, 2014’e göre, yaklaşık %50’lik bir artışı gösteriyor. Burada altı çizilecek önemli bir konu da yazılımda %80’lik bir katma değer oluşuyor olması. Diğer taraftan, biz bu rakamları konuşurken, büyüme potansiyeli ile ilgili bir fikir oluşturmak için, global yazılım pazarının büyüklüğünün, 3 trilyon doların üzerinde olduğunun belirtilmesinde fayda var.

Sizin de belirttiğiniz üzere, savunma alanında işler, sivil yazılım ihracatına göre biraz zorlaşıyor. Bu noktada ihracat KOBİ’ler için de, büyük ölçekli firmalar için de kolay değil. Bu alanda açıklanmış bir veri bulamadım; ancak bizim hesaplarımıza göre, ülkemizin toplam direkt yazılım ihracatının, sadece %7-8’lik bir bölümü, yani 90 milyon lira civarı, savunma alanında yapılıyor. Savunma alanındaki temel zorluk, teknolojiden ziyade, konunun stratejik hassasiyeti ile ilgili. Bugün savunma sistemlerinde, yazılım giderek daha stratejik bir konum alıyor. Bu durum da ülkelerin, bu alanda yurt içi kaynaklarına yönelmesine neden oluyor. Türkiye olarak biz de aynısını yapıyoruz. Özetle konu ihracata geldiğinde, diğer devletlerin de bizim gibi stratejik öncelikleri var.

İhracat ile ilgili girişimlerimiz oldu ve devam ediyor. Bu yönde yakın dönemde olumlu gelişmeler bekliyoruz ve gerçekleştirdiklerinde bunları duyurmayı ümit ediyoruz. Sözünü ettiğim hususlar bu alanda zorlayıcı bir ortam oluştursa da uluslararası çalışma tecrübemizin ve ülkemizin savunma sanayisi alanında geldiği konumun, ilerlemeye katkıda bulunduğunu görüyoruz.

MSI Dergisi: Sivil sektörde de faaliyet gösteriyor olmanız, kamu ve savunma sektörlerinde gerçekleştirdiğiniz çalışmalara nasıl katkı yapıyor? Teknoloji ya da proje yönetimi gibi konularda, sivil sektörden, kamu ve savunma sektörlerine taşıdığınız uygulamalar oluyor mu; ya da tersi söz konusu mu? Oluyorsa, örnekler verebilir misiniz?

Mehmet Arif SEZGİN: Savunma sanayisinin farklılığı, isterlerin zorluğundan ve standartların yüksekliğinden kaynaklanıyor. Teknik ve idari süreçlerde de bazı farklılıklar olabiliyor. Yeni yetenekler ve farklı bir disiplin kazanma gerekliliği de var tabii; ancak bu farklılıklar, savunma projelerini yürütme prensiplerimizi veya alışkanlıklarımızı zorlayacak boyutta olmadı. Zira ihracatı sürdürebilmek de benzer bir disiplin ve üst kalitede mühendislik gerektiriyor. Hatta geçmişten gelen temel uzmanlık alanımız olan haberleşme alanındaki yazılım süreçlerinde ve ürünler bazında, bir takım katkıların olduğunu da gördük. Örneğin, gizlilik nedeni ile detayını veremeyeceğim bir askeri projede, tamamen yazılım tabanlı yeni nesil bir haberleşme ürününü hayata geçirdik. Benzer bir projemiz de yolda. Bu gelişmeler bize güven veriyor gerçekten.

Ana Yüklenicilerimize Güvenilir Çözüm Ortağı Olmayı Hedefliyoruz

MSI Dergisi: ICterra, savunma sektöründe kendine nasıl bir rol biçiyor?

Hüseyin CİĞEROĞLU: Savunma sektöründe, ana yüklenici ve entegratör rolündeki şirket ve kurumların, belirli alanlarda güvenilir, orta ölçekli ana altyüklenicilere, hem iş paketlerinin geliştirilmesi hem de daha küçük ölçekli alt yüklenicilerin yönetilmesi hususlarında ihtiyacı olduğunu görüyoruz. SSM’nin, savunma ve güvenlik teknolojilerinde yerli savunma sanayisinin sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla ortaya koymuş olduğu yol haritasının da bu anlamda önemli olduğunu düşünüyoruz. Sanayi ve teknolojide derinleşmenin ve nitelik artışının yanı sıra yönetsel fonksiyonların da verimliliğinin arttırılması amacıyla SSM’nin öngörüsüne uygun olarak, ana yükleniciler ile küçük işletmeler arasında yer alan ve ana yükleniciler için güvenilir iş ortağı pozisyonunda yer almak amacındayız. ICterra’nın bu anlamda kendine biçtiği rol; yazılım geliştirme ve mühendislik hizmetleri alanında ana yüklenicilerin güvenilir bir ortağı olmanın yanı sıra bu alanda iş birliği yapabileceğimiz çok sayıda alt yüklenicinin de yönetimini üstlenerek ana yüklenicilere bu anlamda yönetsel kolaylıklar da sağlamaktır.

Savunma sektöründe, yazılım geliştirme hizmetlerinin sunulması anlamında önemli bir katkı verebileceğimizi değerlendiriyoruz. Dünya genelinde, mühendislik hizmetleri, önemli ölçüde know-how, ciro ve istihdam yaratan bir iş alanı olarak karşımıza çıkıyor. ICterra da 1991’den bu yana edindiği mühendislik yeteneklerini, savunma sektörünün hizmetine sunmaya ve bu alanda; anahtar teslim, iş ortaklığı kurma, alan bilgisine dayalı uzmanlık grupları oluşturma ve personel hizmeti verme gibi farklı modeller kurgulayarak savunma sektörünün ana yüklenicileri için güvenilir bir iş ortağı olmaya hazırdır.

ICterra’nın, savunma alanında, özellikle ürün geliştirip bunları pazarlama hedefi yok. Temel olarak biz bir mühendislik firmasıyız. Müşterilerimizin özel ihtiyaçlarına yönelik özel çözümler üretiyoruz. Kuşkusuz stratejik olarak önemli gördüğümüz ve telekomünikasyon, siber güvenlik gibi özel uzmanlık alanlarımızda, gerek devlet desteklerini gerekse öz kaynaklarımızı kullanarak, savunma sanayisinin ana yüklenicilerini hedefleyen ürünler geliştiriyoruz. Bu çalışmalarımız, hem çeşitli yurt dışı menşeli ürünlerin millileştirilmesi hem de teknolojik altyapımızın geliştirilmesi anlamında değerli olmakla birlikte, bu çalışmalarımızın çıktılarını, hazır ürün olarak pazarlama konusunda bir çalışmamız bulunmuyor.

MSI Dergisi: ICterra, ASELSAN Savunma Sistem Teknolojileri (SST) Sektör Başkanlığı tarafından, 14 Mayıs’ta düzenlenen II. SST Tasarım Çözüm Ortakları Konferansı’nda, Yazılım Tasarım Başarı Ödülü aldı. Bu ödülü hangi projenizle aldınız? Bu projede neler yaptınız?

Hüseyin CİĞEROĞLU: Bu ödül, bir süredir çeşitli savunma platformları için geliştirilen test simülatörleri projelerimiz dolayısıyla verildi. Bu projeler kapsamında; analiz, tasarım, geliştirme ve test faaliyetlerini, ASELSAN SST Sektör Başkanlığı denetiminde gerçekleştirdik. Bunun yanı sıra SST Sektör Başkanlığı ile anahtar teslim bir projede, bir platform için görüntüleme sistemi yazılımlarının geliştirilmesi konusunda çalışmalarımızı sürdürüyoruz ve iş birliğimiz artarak devam ediyor.

MSI Dergisi: Savunma alanında yürütmekte olduğunuz projelerle ilgili bilgi verebilir misiniz?

Hüseyin CİĞEROĞLU: Savunma sanayisinde, anahtar teslimi ve belli bir konuda kapsamlı iş birliğinin gerçekleştirildiği, çerçeve anlaşmalarla projelerimizi gerçekleştiriyoruz. 2013 yılında başladığımız savunma sanayisi alanındaki faaliyetlerimiz, hâlihazırda şirketimizin üçte birinin savunma sektörü projeleri kapsamında görevlendirilmesi aşamasına ulaştı. Bu projelerin tamamı yazılım geliştirme projeleri olup, aviyonik yazılım geliştirme, yönetim yazılımları, haberleşme yazılımları, arayüz yazılımları gibi çeşitli alanlarda görev alıyoruz. Bu projelerin tümü, daha önce belirttiğimiz çerçevede, müşterilerimizin alana özel ihtiyaçlarına bağlı olarak farklı modellerle -anahtar teslim, iş ortaklığı kurma, alan bilgisine dayalı uzmanlık grupları oluşturma gibi- ve farklı metodolojilerle -çevik, şelale, iteratif, spiral gibi- yürütülüyor.

MSI Dergisi: Önümüzdeki dönemde yer almak istediğiniz projeler, katılacağınız ihaleler ya da çıkartacağınız ürünler hakkında bilgi verir misiniz?

Hüseyin CİĞEROĞLU: Gerek 25 yıllık deneyimimiz gerekse de güncel projelerimiz ve Ar-Ge çalışmalarımız kapsamında geliştirdiğimiz yetenekler, bilgi birikimi ve çalışma modelleri deneyimleri kapsamında, savunma sektöründe görev almak istediğimiz başlıca alanları; aviyonik yazılımlar, haberleşme yazılımları, analiz yazılımları, arayüz yazılımları, siber güvenlik yazılımları ve yönetim sistemi yazılımları olarak belirtebiliriz. Aviyonik yazılım geliştirme alanında edindiğimiz yeteneklerin, genel planda emniyet-kritik yazılımların geliştirilmesi anlamında genişletilmesi; güncel yazılım teknolojilerinin, çerçeve yazılımlarının (framework) ve araçların savunma projelerine uygulanması; sivil alanda geliştirilmiş bazı tema ve teknolojilerin savunma sektörüne uyarlanması; siber güvenlik, web teknolojileri gibi alanlarda birikimlerimizi sektöre sunmayı amaçlıyoruz.

ICterra’nın teknolojik altyapısının ve alan uzmanlıklarının geliştirilmesi konusunda Ar-Ge çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Devlet desteği ve öz kaynaklarımız ile yürüttüğümüz bu Ar-Ge projeleri kapsamında; savunma sektöründe kullanılmakta olan yurt dışı menşeili ürünlerin millileştirilmesi, yürütmekte olduğumuz projelerin ürün hâline getirilmesi ve mevcut sistemlerin güncel teknolojiler ile yenilenmesi konusunda da çalışmalarımız devam edecek.

MSI Dergisi: Kamu ve diğer sektörlerde yaptığınız işlerin, savunma sektörü ile kesiştiği ve savunma sektörünü etkilediği noktalar var mı?

Hüseyin CİĞEROĞLU: İçişleri Bakanlığı’nda, yaklaşık 2 yıldır sürdürmekte olduğumuz e-İçişleri Projesi, İçişleri Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatının, tüm iş ve işlemlerinin elektronik ortamda yapılması için gerekli olan yazılımların idamesini, gelişen ve değişen ihtiyaçlar doğrultusunda yeni yazılımların geliştirilmesini amaçlıyor. Bu yıl, altyapısını ASELSAN’ın yapmakta olduğu 112 Acil Çağrı Merkezi yazılımlarının, yeni teknolojiler ile geliştirilmesi ve güncellenmesi de sözleşmenin kapsamına alındı. Bu bağlamda, ICterra’nın, “Ulusal E-Devlet Stratejisi” kapsamında ısrarla vurgulanan e-dönüşüme destek vermek üzere, tüm kamu kurumlarının hizmetinde olduğunu belirtmek isterim.

ICterra, savunma sektörü projelerinin yanı sıra yazılım Ar-Ge ihracatı, sivil sektör ve kamuya yazılım projeleri yapan bir şirket olduğundan, farklı sektörlerde elde ettiği tecrübeleri, savunma sanayisinin de hizmetine sunuyor. Bu niteliğimiz çerçevesinde, ICterra’nın birçok sektörde faaliyet göstermesi sebebiyle güvenilir bir ana altyüklenici pozisyonu için önemli bir aday olduğumuzu düşünüyoruz.

Başarının Anahtarı Mühendislik Yetkinliği

MSI Dergisi: Bir firmanın yazılım konusunda yetkinliklerini; yazılım teknolojileri ve alan bilgisi olarak iki ana grupta inceleyebiliriz. Yazılım teknolojileri açısından baktığımızda, ICterra’yı farklı kılan noktaları nasıl sıralarsınız?

Özlem ŞAHİN GÖK: Birden fazla sektörde, yerli ve yabancı müşterilerine hizmet veren ICterra’yı rakiplerinden ayıran en önemli konuların başında, sahip olduğumuz ve sürekli geliştirdiğimiz yazılım mühendisliği bilgi birikimi ve tecrübesi geliyor. ICterra mühendislik ekibi, uzun yıllardır, Siemens’in global Ar-Ge merkezlerinden biri olarak yüzbinlerce müşteri tarafından kullanılan ve yılda birkaç kez yeni sürümleri çıkan ürünleri geliştiriyor. Bu boyuttaki ürünleri geliştirebilmek için; ürün yönetimi, proje yönetimi, yazılım geliştirme ve test süreçleri hâkimiyetinin çok iyi olması gerekiyor. ICterra mühendislik ekiplerinin, farklı lokasyonlarda yer alan büyük yazılım ekiplerinin parçası olarak büyük ölçekli yazılım projeleri geliştirme, yönetme ve test etme konularında yetkin ve kendini ispatlamış olduğunu belirtmeliyim.

Elbette kurumsal bir şirket olarak bu tecrübe ve bilgi birikiminin yaygınlaştırılmasına ve bireylerden bağımsız bir şekilde, tutarlı olarak uygulanıyor olmasına büyük önem veriyoruz; ama bunu yaparken çevikliğimizi korumaya yönelik gerekli önlemleri de alıyoruz. Aksi hâlde KOBİ olmanın en önemli avantajları olan; esneklik, innovasyon yeteneği, hedef/sonuç odaklılık ve dolayısı ile hız ve maliyet avantajından gerektiği gibi faydalanamayız. Bunun için, proje ihtiyaçları doğrultusunda uyarlamalara imkân sağlayan; ICterra Entegre Yönetim Sistemimizi geliştirdik. Bu sayede, süreçlerimizi, en iyi uygulamalar (“best-practice”ler) ve teknolojik altyapı ile de destekleyerek, projelere en uygun yaklaşımı belirliyor ve uyguluyoruz.

MSI Dergisi: Sizce bir mühendis neden ICterra’da çalışmak istemeli?

Özlem ŞAHİN GÖK: ICterra, her şeyden önce dinamik, değişime ve gelişime büyük önem veren; ama aynı zamanda da kurumsallık sürecini uzun yıllar önce tamamlamış bir şirket. Bunun yanı sıra farklı sektörlerdeki yerli ve yabancı müşterilere hizmet veriyor olması da firmanın sağlamlığını arttırmanın yanı sıra iş çeşitliliği ve rotasyon imkânları anlamında da mühendislerimize farklı opsiyonlar sunabilmeyi sağlıyor.

ICterra, bir yazılım mühendisliği firması ve organizasyonel yapılanması da mühendislik anlamında ustalığın arttırılabilmesi ve sürdürülebilir olması üzerine kurgulanmış durumda. ICterra başarısının arkasındaki en önemli etken, mühendislik yetkinliğimizdir. Dolayısıyla en önemli varlığımız da ekibimiz. Kariyer gelişimi anlamında da mühendislik pozisyonlarına büyük önem veriyor ve yatırım yapıyoruz.

Mühendislik yetkinliklerinin geliştirilmesi amacıyla sadece eğitimler değil aynı zamanda sektörde kendini ispatlamış yerli ve yabancı uzmanlarla çalıştaylar ve koçluk çalışmaları yapıyoruz. Ayrıca ICterra’ya yeni katılan çalışanların, her anlamda uyumlarını sağlayabilmek için, teknik ve kurumsal oryantasyonlarına büyük önem veriyor ve gerekli teknik koçluk sürecini, istisnasız işletiyoruz.

Başarılı işlere imza atabilmek için, birlikte olmaktan keyif alan, birlikte çalışmanın yanı sıra sosyalleşmeye de önem veren hem yaratıcı hem de eğlenceli bir ekibiz.

ICterra, başarılarının gururunu yaşayan; ama asla bunlarla yetinmeyen, sürekli gelişmek ve sınırlarını aşmak isteyen ve benim de 16 yıldır parçası olmaktan gurur duyduğum bir ekibe sahip. Önümüzdeki yıllarda da bu ekibin parçası olmak isteyen yeni çalışanlarla birlikte, çok büyük başarılara imza atacağımıza güvenim tam.

MSI Dergisi: 2015 yılında, cironuzun %8’ini Ar-Ge projeleri için harcadığınızı görüyoruz. Yürüttüğünüz Ar-Ge projeleri ile ilgili bilgi verir misiniz?

Özlem ŞAHİN GÖK: Ar-Ge projeleri, ICterra stratejik yol haritasında her zaman önemli bir yer tutuyor. ICterra için Ar-Ge projelerinin 3 farklı önemi bulunuyor;

  • Stratejik iş birlikleri çerçevesinde çalıştığımız müşterilerimizin çözümlerinde katma değer yaratmak,
  • Çalışanlarımıza, kendilerini geliştirebilecekleri yenilikçi alanlarda proje yapabilme imkânı sunmak ve mühendislik yetkinliklerimizi, akademik iş birlikleri ile arttırmak,
  • Ve en önemlisi, ICterra için stratejik değeri olan konularda ürün geliştirmek ve yetenek kazanmak.

Geçmişten günümüze üzerinde çalıştığımız Ar-Ge projeleri de bu konuların tamamı veya bir bölümüne hizmet ediyor. Örnek vermek gerekirse Siemens Kurumsal Telefon Çözümleri kapsamında gerçekleştirdiğimiz Ar-Ge çalışmamız sayesinde, mevcut telefon donanımlarına ilave yapılmadan USB kamera ile güvenli görüntülü görüşme yapılmasını sağladık. Bu çalışma projelendirilerek hem ICterra’ya ek istihdam hem de Siemens’e ek ürün satışı sağlamış oldu.

Ar-Ge projelerine atanmış tam zamanlı çalışanlarımızın yanı sıra dönemsel uygunluğu olan çalışanlarımızı da yetenek ve istekleri doğrultusunda, çoğunluğunu çevik yöntemlerle geliştirdiğimiz uygun projelerde görevlendiriyoruz. Örneğin, yazılım ürünlerinin lisanlanması konusuna yenilikçi bir yaklaşım getiren ve farklı ihtiyaçları tek bir platformda, hem SaaS (Software as a Service / Hizmet Olarak Yazılım) hem de yerinde kurulumlu sistemler için çözen BESEL (Bulut ve Entegre Sistemler için Lisanslama) projesi sayesinde ekibimiz; bulut mimarisi, imzalama ve şifreleme algoritmaları, güvenli iletişim gibi konularda yetkinlik kazanıyor.

Siber güvenlik alanındaki çalışmalarımıza da değinmek istiyorum. Siber güvenlik, şirketimizin stratejik yol haritasında önemli bir yer tutuyor. Geçtiğimiz yıllarda, Türkiye’nin, yerli siber güvenlik çözümleri eksikliğini gözler önüne seren pek çok olay yaşandı. Bu olayların ardından yayınlanan Ulusal Siber Güvenlik Stratejisi ve Eylem Planlarında, yerli siber güvenlik sistemlerinin geliştirilmesi önemli bir gereksinim olarak tekrar tekrar gündeme geldi. Yazılım geliştirme kültürüne sahip bir kuruluş olarak biz de bu alanda Türkiye’ye katkı sunmayı düşünüyoruz. Bu alanda bir kaç Ar-Ge projesini gündemimize aldık ve çalışmalarımıza devam ediyoruz.

Bunlardan özellikle bahsetmek istediğim, Akıllı TEhdit izleme Sistemi (ATES). Bu sistemi, hem siber istihbarat üretme hem de uzaktan izleme ve yönlendirme kabiliyetine sahip olacak şekilde tasarladık. Böylece ATES’in, siber güvenliğin, talep eden kurumlara hizmet olarak sunulmasına yardımcı olacağını düşünüyoruz.

Bunun yanı sıra yazılım patentleme konusu da son günlerde gündemimizde yer alıyor. Bu konuda, çalışanları ve idari ekibi yönlendiren tanımlı bir sürecimiz bulunuyor. Ayrıca şirket içi farkındalık eğitimleri düzenliyoruz. Önümüzdeki sene de üniversitelerin ilgili bölümleri ve sektörde bu konudaki farkındalığı arttırmaya yönelik seminerler düzenlemeyi planlıyoruz.

MSI Dergisi: Önümüzdeki dönemde, Ar-Ge ve yenilik alanında hangi çalışmaları yapmayı hedefliyorsunuz?

Özlem ŞAHİN GÖK: Ar-Ge faaliyetlerimizi, hizmet verdiğimiz sektörler bazında ele almak yanlış olmaz diye düşünüyorum. Savunma sektörüne baktığımızda, yoğun olarak belirli yeteneklerin ve çözümlerin millileştirilmesi yönünde bir önceliklendirme var. Biz de bu kapsamda, ana yüklenicilerimizin ve Türk savunma sanayisinin ihtiyaçları doğrultusunda, çeşitli ürün ve çözümlerin yerlileştirilmesi konusunda çalışmalar yapacağız. Söz konusu projeler; yazılım ve test araç gereçleri ve kütüphanelerinin yerlileştirilmesinden, siber güvenlik alanında dünya ile rekabet edecek yazılım ve donanım ürünleri geliştirilmesine kadar farklı alanlarda ve boyutlarda olabilmekte.

Özel sektör ve kamuya baktığımızda ise yeni nesil bilgi sistemleri uygulamalarının, veri madenciliği ve analitik konularının, akıllı önerme sistemlerinin, web tabanlı iletişim altyapılarının ve süreç madenciliği gibi konuların ihtiyaçlar arasında olduğunu görüyoruz. Önümüzdeki dönemde, bu konularda, kendi öz kaynaklarımız ve devlet destekleri ile çeşitli projeler geliştirmeyi hedefliyoruz.

ICterra Strateji ve İş Geliştirme Direktörü Mehmet Arif Sezgin’e, ICterra Kamu ve Savunma Sektör Direktörü Hüseyin Ciğeroğlu’na ve ICterra Mühendislik Direktörü Özlem Şahin Gök’e, zaman ayırıp sorularımızı cevaplandırdıkları ve verdikleri bilgiler için, okuyucularımız adına teşekkür ediyoruz.

Akıllı Tehdit İzleme Sistemi

Akıllı Tehdit İzleme Sistemi (ATES), ICterra tarafından, TÜBİTAK TEYDEB programı kapsamında, siber güvenlik alanında gerçekleştirilen bir Ar-Ge projesidir.

ATES sensörlerinde, hem mevcut açık kaynak yazılımlardan faydalanılmış hem de özgün saldırı tespit algoritmaları kullanılmıştır. Sensörlerin üstünde yer alan ATES Yönetim Merkezi, çok sayıda sensörün ergonomik bir kullanıcı arayüzü aracılığı ile yönetilmesi için geliştirilmiştir. Böylece, örneğin taşra teşkilatına sahip bir kamu kurumunun, çok sayıda yerel alan ağına yapılan saldırılar, aynı kurumun merkezinden izlenebilecektir. Yönetim Merkezinin diğer bir işlevi de sensörlerden biri tarafından üretilen tehdit bilgisinin, diğer sensörlere aktarılmasını sağlamaktadır.

Bilinen imza tabanlı saldırılar veya global IP kara listelerinde yer alan adreslerden gelen trafik birlikte değerlendirilerek saldırgan IP adresleri belirlenmekte ve önceliklendirilmektedir. ATES’e özgü izleme algoritmaları, trafiği ve içeriği izleyerek kara listelerde yer almayan saldırgan IP adreslerini de belirleyebilmekte ve derecelendirebilmektedir.

ATES sensörünün ağ içinde konumlandırılışı ile ilgili olarak, çeşitli seçenekler mevcuttur. Kurumsal politikalar uyarınca, yukarıdaki şekilde belirtilen A, B veya C seçenekleri tercih edilebilir. A seçeneğinde, İnternet’ten kurum ağına yönelen trafikteki genel saldırı yoğunluğuna ilişkin fikir edinme şansı mevcuttur. B ve C seçeneklerinde ise sırası ile DMZ ve kurumsal ağa yönelen saldırılar ve saldırılara hedef olan kurum bilgisayarlarının hangileri olduğu gibi detaylı bilgiler üretilebilmektedir.

Hâlen, ATES’in, bir ağın farklı noktalarındaki trafiği farklı sensörlerle dinleyerek, güvenlik duvarının “kara listeden gelen trafiği durdurma oranı” ve benzeri siber güvenlik önlemlerinin etkinliğinin ölçülmesini sağlayacak geliştirme çalışmaları sürmektedir.

 ICterra: Küresel BT ve Danışmanlık Firması

Küresel bir bilişim teknolojileri (BT) hizmet ve danışmanlık firması olan ICterra, 25 yıldır, kapsamlı bilgi birikimi ve alan uzmanlığı ile farklı sektörlere yazılım Ar-Ge hizmetleri sağlıyor; yenilikçi ve müşteri odaklı ürünler geliştiriyor. Firma, dünyanın önde gelen BT firmaları ile kurduğu güçlü iş ortaklıkları sayesinde; müşteri ihtiyaçlarına özel, yüksek katma değerli BT çözümleri ve kaliteli danışmanlık hizmetleri sunuyor.

ICterra’nın çözüm sunduğu alanlar şöyle sıralanıyor:

  • Yazılım Geliştirme,
  • Yazılım Bakımı ve Desteği,
  • Yazılım Danışmanlığı,
  • Yazılım Testi,
  • BT Servis Yönetimi ve
  • Bilgi Güvenliği

Firma, bu alanlarda; anahtar teslim proje gerçekleştirme, mühendislik kaynağı sağlama, Ar-Ge ortaklığı ve stratejik iş ortaklığı modellerinde faaliyet gösterebiliyor.

1,717 toplam görüntüleme, 2 bugünkü görüntüleme